"BİRDENBİRE TANRIÇA OLDUM"




Henüz küçük bir çocukken, annesinin alkolik babasını öldürdüğüne tanık oldu. İnanılmaz fakirlik çektiği evinden uçup, Hollywood'a gitti; bir Oscar kazandı ve dünyadaki en prestijli reklam kampanyalarından birine kondu. John Harlow, hikâyesini Charlize Theron'dan dinledi.


FOTO GALERİ - TIKLAYIN

John Harlow

Babet ayakkabı, kot pantolon ve hoş bir bluz giyinmiş Charlize Theron, Beverly Hills'deki Raffles L'Ermitage otelinin bahçesinde, kırmızı halı ihtişamını yerle bir ediyor. Bir leydi olmaya çalışmadığına, beni temin ediyor; "Bir erkek kadar gürültülü osurabilirim ve gördüğün gibi ağzım son derece bozuk." Bugün Charlize, Dior'un J'Adore parfümünün yüzü olmaktan çok uzak. Sanırım amacı da bu. "Biri bana film yıldızı dediğinde biraz endişeleniyorum. Eskiden bu yaptığın işi anlatırdı; şimdi sadece Oscar törenine gidip, güzel göründüğün anlamına geliyor." Theron'un modern tanrıça rolüyle ilgili rahatsızlığı geçmişine dayanıyor; çünkü onun hikâyesi Holywood'un bile baş edemeyeceği kadar sıra dışı fakirlikten, zenginliğe geçiş öyküsü. Johannesburg'un dışında, Plot 56 adlı çiftlikte, ırk ayrımcılığının son günlerinde doğup büyüyen Theron'a, Fransız asıllı babası Charles'ın adı verilmiş. Altı yaşındayken aldığı bale derslerinin parasını biriktirense, Alman asıllı anne Gerda. O zaman çekilen aile fotoğraflarında uzun bacaklı ve sarı bukleli mutlu bir kız olarak görülüyor; mutlu ama hayalleri yıkılmış bir kız; hem de iki kere.

İlk yıkım babasının ölümü; yıllarca herkese babasını araba kazasında kaybettiğini anlatmış. Fakat gerçek bundan çok daha acı. 1990'lı yıllarda Plot 56'da geçim sıkıntısı yaşanırken, Charles Theron içmeye ve etrafına kötü davranmaya başlıyor. Baba Theron'un öfkesinin hedefi anne Gerda. Charlize, olup bitenlerin pek farkında değil; çünkü Johannesburg'da dans okuluna gidiyor. Fakat 1991 kışında, 15 yaşındayken hafta sonu eve geldiği gün yaşanan kavga tüm hayatını değiştiriyor. Bugün hâlâ, arada 10 bin mil ve bir ömür bulunmasına rağmen Theron ağlamamak için gözlerini kırpıştırıyor; unutmak ister gibi dolgun sarı saçlarını eliyle arkaya itiyor. "Bu silemediğim bir dövme gibi. İnsanlar sürekli bu konuyu gündeme getiriyor ama ben rahatsız oluyorum; çünkü işin içinde başkaları da var."

"HOLLYWOOD'A GİDECEKSİN"
Yeni ortaya çıkartılan polis kayıtlarına göre yine bir kavga sonrası, Charles bir gece sarhoş olup elinde silahla eve geliyor, kapının arkasına saklanmış anne, kızı öldürmekle tehdit ediyor. Gerda bir silah bulup, onunla yüzleşmek için dışarı çıkıyor. "Bir dakika sonra, silah seslerini ve annemin çığlıklarını duydum" diye anlatmış Charlize polise verdiği ifadesinde. "Dışarı çıktım ve koridorda babamın kardeşini gördüm; annem yatak odasının bir köşesinde oturuyordu. Ona doğru koştum; bana 'Charlize onları vurdum, onları vurdum' dedi. Yatağın yanında yerde babamın cesedini gördüm. Kan içindeydi." Babasının kardeşine bir şey olmamış. Şoka girmiş genç kızı, battaniyeye sarılmış halde ağlarken akrabaları bulmuş. Polis cinayetin meşru müdafaa olduğuna karar vermiş ve Gerda aleyhine hiçbir zaman dava açılmamış. Bu olaydan sonra Gerda, sadece kızına yatırım yapmış ve onu Milano'da modellik yapması için cesaretlendirmiş. Theron, sonra modellik yapmak ve dans kariyerine devam etmek için New York'a gitmiş; fakat bu hayali de 1994'te, kendi deyimiyle, bir dizi yerinden fırlayınca, aniden yıkılmış; böylece Theron'a şan ve şöhret için Hollywood'a gitmekten başka yol kalmamış. "Annem dedi ki 'Ya Güney Afrika'ya dönüp suratını asmaya devam edeceksin ya da Hollywood'a gideceksin. Hem sen filmleri hep sevmişsindir.'"

Başta emin olamamış. "Modellikten oyunculuğa geçmek pek itibar görmez. Bugün benden daha genç kızlar şöhrete bağımlı, ben böyle değildim. Ben her şeyi içimde yaşarım." Charlize'in herkesin hayalinde canlanan ağırbaşlı güzel kadın imajından uzak olduğunu gösteren pek çok kanıt var, Güney Afrika Playboy dergisine verdiği röportajda, göğüsleri olduğunu ispatlamak için bluzunu yırtıp açması veya National Enquirer'da çıkan, elmadan yapılmış pipodan marihuana içerken çekilmiş fotoğrafları gibi. Malibu'da bir arka bahçede, ünlülerin bile rahat davranması beklenen bir yerde çekilmiş bu fotoğraflar. "Hayatımın her alanının belgelenmesini istemiyorum. Neyse ki bu günlerde hayatımı sakin geçirebiliyorum. Los Angeles'ta olduğumuz için erkek arkadaşımla arabaya atlayıp gidebileceğimiz, rahat bırakılacağımız yerler var."

Theron, sekiz yıldır İrlandalı aktör ve yönetmen Stuart Townsed ile yaşıyor; Trapped filminde evli bir çifti oynarken tanıştılar. Onun her şeyi olduğunu söylüyor Theron. "Birlikte olduğumuzda dünyam değişti ve hayat o zamandan beri daha iyi gidiyor." Brangelina gibi onlar da eşcinsel çiftler evlenebildiği zaman evleneceklerini söylüyorlar. Peki çocuk?
"Bir gün."

Şimdiki Los Angeles, 1994'te sadece gidiş biletiyle geldiği şehirden çok farklı olmalı. O zamanlar bir fikri olmadığını kabul ediyor; havaalanından bindiği taksiye kendisini Hollywood'a götürmesini söylemiş. Bir otele yerleşmiş, restoranlardan çaldığı ekmeklerle odasına kapanmış ve gündüzleri pembe dizileri izleyerek Amerikanca öğrenmiş. Büyük çıkışı, bankada geçirdiği sinir krizi. Bir banka, annesinin gönderdiği 500 dolarlık çeki bozdurmayı reddedince Charlize öfke nöbeti geçirmiş. Ama işte şansını döndüren de o öfke krizi. Çünkü John Hurt ve Rene Russo'nun menajeri John Crosby, bankadaki kuyrukta hemen arkasında duruyormuş. Crosby ona önce Showgirls'ü önermiş, Theron 'ciddi rol' istediğini söylemiş. 'Mısır Çocukları Üç'te anlaşmışlar. Ondan sonra Theron, 'Şeytanın Avukatı'nda Keanu Reeves'in intihar eden karısını oynadı; 'Tanrının Eseri Şeytanın Parçası' ve 'İtalyan İşi' filmlerinde rol aldı. Ve ona en iyi kadın oyuncu Oscar'ını kazandıran 'Cani' filminde bir fahişeyi canlandırdı.

GÜZELLİKLE DERDİ NE?
Filmlerde kendini çirkinleştirmesi, (Theron bunu 'Cani'den bu yana birkaç kez daha yaptı) eleştirmenlerin onun güzellikten nefret ettiğini söylemelerine yol açtı. "Bu doğru değil" diyor. "Ben kadınım. Bu yönümü de seviyorum. J'Adore'un yüzü olmayı da bu yüzden seviyorum. Hem şık hem de feminen; kendinizi iyi hissetmekle ilgili bir parfüm. Ve bence John Galliano (Dior'un Kreatif Direktörü) bir dâhi." Peki güzellik uğruna neler yapabilir? "22 yaşındayken kimyasal soyma işlemi yaptırmıştım. İğrençti.

1 2

#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  ÖZEL


KORKUSUZ KADININ HİKÂYESİ
Üzerinde, siyah kısa kollu tişört, siyah pantolon, siyah botlar vardı. Yüzü deforme olmuştu. Kaza geçirdiğini düşündüm.
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul