"BEN MARJİNAL MUHAFAZAKÂRIM




İzzet Çapa'nın büyüsü nereden kaynaklanıyor? Yaratıcılık mı? Sosyal zekâ mı? Gelişmiş bir içgüdü mü? Yoksa hepsinin birleşimi mi? Hep merak etmişimdir. Tempo için yaptığım bu söyleşi, merakımı gidermek için çok iyi bir fırsat oldu. Benim açımdan sonuç şudur: İzzet Çapa'nın büyüsünü tek bir kalıba hapsetmek çok zor. Yaratıcılık, cesaret, risk alma, disiplin, ciddiyet... Hepsinden bir parça alın. Üzerine biraz 'fark yaratma' sosu katın. Ve en sonunda doğuştan gelen güçlü sempati yaratma özelliğini ekleyin. İşte karşınızda İzzet Çapa.

Ahmet Hakan

İÇİNDE BULUNDUĞUN DÜNYAYA NE DİYECEĞİZ? EĞLENCE DÜNYASI MI? BEN 'ÂLEM' DİYORUM.
Eskilerin deyimi ile âlem bu. 'Servis sektörü' denilebilir. Herkes kendini üst kademede sınıflandırmak istiyor. Üçüncü dünya insanlarının tatlı bir kompleksi var. Ne kadar klas bir isim koyarsa mesleği o kadar değerli. Benim hayatımda hiç kartvizitim olmadı.

BU SEKTÖRDE, ÂLEMDE TRENDLER VAR MIDIR?
Tabii ki var. Olmaması mümkün değil.

NE KADAR SÜREDE BİR DEĞİŞİR TRENDLER? YILDA, İKİ YILDA BİR Mİ DEĞİŞİR?
Bunu takip eden kişilere bağlı. Papermoon gibi bir yer klasikleşmiştir. Trendi de böyledir. Park Şamdan da aynı şekilde. Ama insanların İzzet Çapa'dan beklentisi var. Mesela Oray Eğin çok enteresan bir laf etmişti. "Senin mekânlarına neden geliyorum biliyor musun? Dünyada ne yenilikler var onu takip etmeye" dedi.

YANİ SEN DÜNYADAKİ YENİLİKLERİ İSTANBUL'A TAŞIYORSUN.
Trend avcısı denilebilir.

LONDRA, PARİS, NEW YORK'U GEZER MİSİN? DÜNYADA NE OLUYOR, NE BİTİYOR TAKİP EDER MİSİN?
Benim sektörümde benim konumumda olanların kimi, kendi trendlerini yaratır. Ama ben dünya ile bağlantılı bir adamım. Yalnızca bu sektördeki değişikliklerden değil, tüm sektörlerden bir harman yapıp çıkarmak zorundasın.

SENİN MEKÂNLARINDA ŞUNU DA GÖRÜYORUM: KURU, BATI TAKLİTÇİLİĞİNDEN ZİYADE DOĞU'YA DA ÇOK AÇIK. MESELA LÜBNAN ÇİZGİLERİ; ARABİK İZLER TAŞIYAN İŞLER DE YAPIYORSUN. TÜRK GELENEKLERİNİ DE KATMAYA ÇALIŞIYORSUN. DEMEK Kİ GİDİP LONDRA'DAKİ, PARİS'TEKİ RESTORANLARI GÖRÜP, BENZERİNİ AÇMANIN ÖTESİNDE BİR ŞEY YAPIYORSUN.
Ayna ve karşısındaki insan gibi. Ayna kırıldığı zaman yansıması da kalkar, ama karşısındaki insan her zaman durur. Ben ayna konumunda olmak istemiyorum. İstanbul'daki en büyük sorun bu. Batı'dan gelen insan neden Londra'da var olan şeyi İstanbul'da görmeye gelsin? Batılı olmak çok güzel. Ama Doğulu ruhunu kaybetmeden. Benim yaptığım en iyi yaklaşım bu. Herkes Batılı ya da Doğulu olmaya çalışırken, o sentezi iyi yakaladığıma inanıyorum.

"BATI'YA YÖNELİK ÇOK DOĞULU BİR RUHUM VAR"
BENCE DE, YAKALANAN BU BAŞARININ ARDINDA BU BİLİNÇ VAR. BEN BUNU SENİN BİLİNÇLİ Mİ, BİLİNÇSİZ Mİ YAPTIĞINI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUM.

Bilinçsiz. Batı'ya yönelik çok Doğulu bir ruhum var. Gerçekten muhafazakâr bir ruhu olan, ama marjinalliği de izleyen bir adamım.

BUNU BİLİNÇSİZ Mİ YAPIYORSUN?
Bu konularda otokontrolüm yok. İçgüdüsel.

DOĞU'DAN ALAYIM, BATI İLE KARIŞTIRAYIM, ORTAYA MUHAFAZAKÂR MARJİNAL BİR ŞEY ÇIKSIN DİYE PLANLAMIYORSUN HERHALDE. SANIRIM MARJİNAL MUHAFAZAKâR LAFINI DA ŞİMDİ BULDUN. BELKİ DE SPONTANE, İÇ GÜDÜSEL OLMASI İYİ BİR ŞEY.
Kaybetmediğim birtakım değerler var. Hangi yemeği yaparsan yap, Al Jamal, Arap restoranıdır, ama bizim milletin damak tadına uyarlanmıştır. Lübnan yemeklerinde hep tarçın vardır. Bizimkiler bunu yemez. İtalyan restoranı da yapsan Türk lezzetine uydurmak zorundasın. Biraz fazla mı megaloman olacağım bilemiyorum, ama Allah vergisi bir damak tadı, göz zevki var. Seçebiliyorum. Dünyada yükselen değer, 11 Eylül'e rağmen, Arabik kültürdü. Bundan üç yıl önce Paris'teki mağazaların vitrinlerinde hep Arabik dekorlar vardı. Arabik restoranlar moda değildi. O zaman biz bundan faydalanabilirdik. Mesela bu sene doğa ön plana çıktı. Ben bir doğa savaşçısı, sosyal sorumluluğu olan bir adam değilim. Ama mesela Longtable'da satmak istediğim şey doğa. İşte ben o zaman burayı doğa ile ilgili bir trende dönüştürüyorum. Gidip bir yerde görüp burada aynısını uygulama dönemi geçti.

2010'DA NE MODA OLACAK? BUNUN YANITI VAR MI? YOKSA O DA MI İÇGÜDÜSEL?
İçgüdüsel. Bana göre 1960'ların geri dönüşü var. Çünkü 1970'ler 1980'ler yaşandı; 1990'lar araya sokuşturulmaya çalışıldı; sıra 1960'lara geldi. 1960'larda ne var? Kasap dükkânları vardı. Bakkal dükkânları vardı. Tostçular vardı. Bunu nereden çıkardım? Bir moda dergisinde, önümüzdeki dönemin moda trendinin sokaktan, sefaletten çıkacağını yazıyordu. 1960'lara dönersek; tostçular iş yapıyordu. Ayrıca 2010'un en önemli trendi 2012 olacak. Önümüzdeki yıl 2012, Maya takvimi, Marduk falan konuşulacak. Buradan ne çıkarılabilir, bilmiyorum.

BELKİ DE SODOM VE GOMORE TRENDİ ÇIKAR.
Bak, hemen muhafazakâr Ahmet Hakan geldi.

HAYIR, KIYAMET ÖNCESİ SON İKİ YIL.
Bence tam tersine. Kıyamet değil, daha temkinli bir dönem, temkinli bir iyimserlik. Mesela sokak kültürü artacak. Tüm dünyanın sokak yemekleri ortaya çıkabilir. Mesela bizde ne vardı? Simit. Kafelerde değişik simitler sunulabilir.

"ÇAPA MARKA, KENDİNE GÖRE YOKSULLAŞACAK"
SOKAK KÜLTÜRÜ SENİN RESTORANLARINA NASIL YANSIR?

Dünya sokaklarından bir seçim olabilir. Birebir Türk sokaklarından seçim yapamam. Geçen hafta Lübnan'daydım; sokak yemeklerini araştırdım. Bayramda Pekin'in sokak yemeklerini araştıracağım. Ne çıkar bilemiyorum. Ama gerçek trend biraz yoksulluğa doğru gidiyor. Temkinli iyimserlik oradan geliyor.

1 2 3

#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  ÖZEL


KORKUSUZ KADININ HİKÂYESİ
Üzerinde, siyah kısa kollu tişört, siyah pantolon, siyah botlar vardı. Yüzü deforme olmuştu. Kaza geçirdiğini düşündüm.
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul