ŞEHİRDE HÂLÂ SEKS VAR MI?




Carrie Mr. Big'le ilişkisini sürdürebilecek mi? Charlotte aldatılıyor mu? Asla evlenmeyeceğine yemin eden Samantha, Smith'ten bebek mi bekliyor? Rebecca Dana, 'Sex and the City 2' setinde figüranlık yaptı. Baştan çıkarıcı kostümleri inceledi; ipucu veren diyaloglara kulak misafiri oldu. Dört şehir kızının yeni hayatını merak edenler için yazdı.

Rebecca Dana

Sex and the City'nin devam filminin setinde, sabahın erken saatleri. Patrica Field, mola sırasında bir uçtan bir uca, "Cynthia'ya dik oturmasını söyle!" diye bağırıyor.
Dışarıda hava 30 derece ve Field'in kafasında kürk ponponlu mor bir şapka ile ayağında limon yeşili süet çizmeler var. Ünlü stilistin beline kadar inen elektrik kırmızısı saçları, kostüm ayarlamaları peşinde koşarken rahat etmesi için tepede toplanmış. Bir ara, sigara molası için 'dolly'nin (kamera monte edilen tekerlekli sürgü) kenarına oturuyor. Bu sırada ekibi Sarah Jessica Parker için ayrılan kostümleri, aksesuarları gösteriyorlar.

Field, Parker ve ekibin geri kalanı, Long Island'ın kuzey kıyısında, Glen Clove Malikânesi'nde çekimleri sürdürüyorlar. (Eğer filmde olacakları bilmek istemiyorsanız şimdi okumayı bırakın!) Velveleli bir gey düğünü ardından düzenlenen brunch sahnesi çekiliyor. Tepeden tırnağa Miranda kostümünde Cynthia Nixon, üç kız arkadaşıyla güzel restoranın verandasında takılıyor. Ama aslında burası yalnızca beyaz tahta zemin üzerine kurulmuş, sahte pencereli, tavanı olmayan bir platform. Diyalog, her zamanki hızlı, şakıyan, konuşmalardan oluşan beş sayfadan ibaret.
Charlotte (bir avuç dolusu vitamini yutmaya hazırlanan Samantha'ya): "Hepsini nasıl yutacaksın?"

Samantha (alaycı bir şekilde): "Tanışıyor muyuz?"
Dışarıda, manzaranın gerçekçiliğine hizmet eden birkaç akşamdan kalma davetli, uyduruk kokteyller içip, selamlaşıp, sarılıp, arılar gibi vızıldayarak kaynaşıyor. Eğer film Mayıs 2010'da vizyona girdiğinde gidip izlerseniz ve bu sahne kesilmiş olmazsa, Charlotte "Yutacaksın" dediği anda sol omzunun arkasına bakın. Bir grup golf kıyafetli genç erkeğin flört eder gibi yaptığını, bir heteroseksüel çiftin kol kola yürüdüğünü, önlerinde de askısız mor elbiseli, üstündekiyle uyumsuz Jimmy Choo sandaletleri, 2 bin 200 dolarlık iğrenç Valentino çantası olan bir kız göreceksiniz. O benim.
Hayatımın en uzun geçen gününde 14 saatimi 'Sex and the City 2' setinde geçirdim. Sonra ikinci gün geri gitmektense (ayrıca sonraki ay için beş gece daha vardı), istifa ettim.

Tüm bu hikâye, ağustos ayının başında başladı. Binlerce umutlu insanla birlikte, saatlerce iki kare fotoğrafımın çekilmesi için beklediğim Manhattan'da düzenlenen seçmelerden birine katıldım. Sonra, Grant Wilfley Casting'den bir telefon geldi.
"Saç modelin hâlâ aynı mı?" diye soruyorlardı.
Aynıydı.
"Harika" dedi telefondaki kadın. "Bir lezbiyeni oynayacaksın."
Olabildiğince abartılı giyinmemi söyledi; mümkünse ünlü tasarımcıların markalarıyla:
"Sex and the city markalara bayılır"
Şık bir yazlık kıyafet giyip, aksesuarı abartmam gerekiyordu. 36'ncı Cadde'nin köşesinden pazartesi sabah saat 06.30'da bir otobüs beni alıp, hiç konuşmadan bir günümü geçireceğim Connecticut stili country club setine götürecekti.
(Açıklamanın tam sırası: Ben bu işe bir gazeteci olarak girdim ve başka biriymiş gibi de davranmadım. Bunu yapmamın amacı tecrübelerimi yazmaktı. Sette kendimi muhabir olarak tanıttım. Çekimden sonra Grant Wilfley'i arayıp bu hikâyeyi yazacağımı söyledim. Onlar da beni Sable adlı bir kadına yönlendirdiler. Sable ise olayı dehşetle karşıladı. "Biz kesinlikle senin gazeteci olduğunu bilmiyorduk" dedi öfkeyle. Orada geçen günümü yazmaya iznim yoktu. Ben de ona bir gizlilik anlaşması imzalamadığımı, o yüzden durumun adil olduğunu söyledim. "Her neyse, bizim için önemi yok zaten" deyip suratıma kapattı.)
Glen Cove yolu boyunca yanımda, sette işi bittikten sonra önceki gün düşüp dizini incittiği için hastaneye gitmesi gereken 70'li yaşlarındaki enerjik Fran oturuyordu. Bana Meksika'da açtığı Yellow Brick Road adlı restoranda, figüranlığın güzel olduğu, seçmelerin gerçek tiyatro sahnelerinde yapıldığı, benim gibi sendika üyesi olmayanların elini kolunu sallayarak rol kapamadığı eski güzel günlerden bahsetti. Tüm bunları gayet kibarca anlatıp, 'Gossip Girl' için seçmelere katılmamı tavsiye etti.

BEBEK OYUNCULARA 200 DOLAR
Sete vardığımızda, ilk durağımız kahvaltılık omlet ve burrito vagonuydu. İkinci durağımız ise kostüm karavanı. Bu noktada idrak ettik ki, hepimiz buraya eski cumhuriyetçi Mark Foley'nin şık pastoral fantezisini oluşturacak manzarayı tamamlamak için getirilmiştik.

"Gey golfçülerimi ve üstsüz güneşlenecek geylerimi buraya alabilir miyim?" diye bağırdı bir kostümcü. Bir düzine genç adam Polo gömlekleriyle karavanın yanına dizildi.

"Bakalım nelerimiz var" dedi kostümcü kız. Hepsi birden bir anda gömleklerini çıkarıp karın kaslarını sergilediler.
Sonra saç makyaja geçtik. Orada Ebony ile tanıştım. İnanılmaz çekici Brooklyn'li bir DJ. Aynı zamanda medyum. Benim kız arkadaşımı oynayacak. Diğer figüranlarla, esanslı mumlar ve piknik masalarıyla döşenmiş büyük bir parti çadırında buluştuk. Gerçek aktörler, önceki çekimlerle ilgili anılarını paylaşıyordu. Herkesin burcu hakkında bir geyik döndükten sonra, sete çağırıldık.

Pazartesi günkü çekim, doğurganlığını yeni kazanmış Charlotte'ın brunch'a, evlatlık Asyalı çocuğu ve ilk filmin sonunda hamile kaldığı, şimdi iki yaşına basmış kızı ile birlikte girişiyle başlıyor. İki yaşındaki çocuk için yapımcılar İtalyan ikizler aradıklarını duyurmuş. Seçilen bebeklerin ailelerine çocuk başına günde 200 dolar ödeniyor.

Günün erken saatlerinde, ikizlerden birini kucağında taşıyan asistan, yamuk tahta platformdan yürürken takılıp bebekle birlikte yere kapaklanıyor. Ağlamaya başlayan ikizini duyan diğeri de onunla beraber hıçkırıklara boğuluyor. Günün ilk yarısı bu hadiseyle kapanıyor. Ama çocukları sakinleştirmek için harcanan süre, öğle yemeğinin de üç saat ertelenmesine sebep oluyor. Ben bayılacak gibiyim ama rol arkadaşlarım sevinçli. Çünkü Aktörler Locası'nın kurallarına göre, beklenen ekstra zaman daha çok para demek. Böylelikle yapımcılar, bir nevi Kongre'deki Cumhuriyetçiler'e dönüşmüş durumda. İnsanları, kendi ihtiyaçları ve iyilikleri lehine hareket etmektense, gelecekte kazanacakları şüpheli paranın peşine düşürerek kendi çıkarlarını koruyorlar. Mesela otobüs geç kalıp sizi, ailenizden uzak, yorgunluktan bayılmış bir halde üç dört saat bekletse, bu bir talih kuşu gibi algılanıyor.

Bebeklerin ağlamadığı nadir anlarda, oyuncular birkaç replik geçebiliyor. Bu sırada Ebony ve ben de pencerenin dışında el ele yürüyoruz. Dört yıldız, yeterince arkadaşça davranıyor. Asla leopar desenli topuklularını ayağından çıkarmayan Parker dışında, yumuşacık UGG botlarıyla etrafta dolaşıyorlar. Ne zamanki biri çekimden önce "Ayakkabılar!" diye bağırıyor, bir adam stiletto dolu çantayla koşarak gelip kızlara ayakkabılarını giydiriyor.

SEKSİ DADI KRİZİ
Çekim sırasında anlayabildiğim kadarıyla, brunch muhabbeti genellikle menopoz üzerine.
"Vücudumu daha genç olduğunu düşünmesi için kandırıyorum" diyor Samantha. Sonra koca pembe çantasından Suzanne Somers'ın 'Zindeliğe Giden 8 Yol' kitabını çıkarıyor.

Diğer kadınlara kitabı gösterirken, ergen bir oğlanda olabilecek dozda seks enerjisiyle sonsuza kadar yaşamayı planladığını anlatıyor (ya da buna benzer bir şey, bütün diyaloğu duyamadım). Zavallı kaskatı Miranda ise, yeşil askısız kıyafeti ve altın rengi kemeriyle, baldırlarından şikâyet ediyor. "Ben de vücudumu daha zayıf olduğunu düşünmesi için kandırmaya çalışıyorum" diyor. "Korseyle!"

Tam bu sırada Charlotte'ın alımlı bebek bakıcısı, kız kıza muhabbeti bölen çocukları almaya geliyor. Bebek bakıcısı Erin'i İngiliz oyuncu Alice Eve canlandırıyor. Sahneye girip çıktıktan sonra kızlar arkasından göğüslerinin ne kadar sallandığını konuşuyorlar. 'Sutyensiz Erin' adını takıyorlar. (Çekimden önce Eve, yönetmen Michael Patrick King'le göğüslerinin yeterince sallanabilmesi için birkaç prova yürüyüşü yaptı.)

Olay örgüsünü söylemeye bile gerek yok: Acaba Charlotte'ın tatlı kocası Harry, seksi bebek bakıcısı tarafından baştan çıkarılıp karısını aldatacak mı?
Hazır konu açılmışken, gazetelerde çıkan Samantha'nın setteki gelinlikli fotoğrafları nedir? Görünüşe bakılırsa menopoz daha Samantha'ya uzak, Smith Jerrod ile bebek yapmak için vakit var.

Peki birinci filmin sonunda Carrie, Big ile birlikte tutacakları evdeki dev ayakkabı dolabını gördükten sonra ne oldu? İlişkileri daha geniş bir evde geçse de, New Jersey'de hayatta kalmayı başarabilecek mi?
Bu soruların hiçbirine verecek yanıtım yok. Çünkü akşam altıda yemek molasında yediğim biftekten sonra, filmle ilgili hiçbir şeyi umursamayacak hale gelip, kimseye bir şey sormadım. Glen Cove'dan Manhattan'a dönen otobüs, saat 19.30'da kalktı. Eve dönüş yolunda HBO dizisi 'The Wire'da akli dengesi bozuk evsiz Mr. Bobbles'ı canlandıran oyuncunun yanına oturdum. Bana cep telefonundan yüzü kir içinde makyajlı kostümlü fotoğraflarını gösterdi.
"Bu gerçekten iyi bir roldü" dedi. "Bugünkü gibiler sadece faturaları ödüyor."


#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  ÖZEL


KORKUSUZ KADININ HİKÂYESİ
Üzerinde, siyah kısa kollu tişört, siyah pantolon, siyah botlar vardı. Yüzü deforme olmuştu. Kaza geçirdiğini düşündüm.
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul