"JAKUZİDE DEĞİLSEM KENDİMİ BIRAKMAM"

En çapkın, en medyatik, en pahalı, en aykırı, en başarılı! Hem en sevilen hem de en nefret edilen. Dünyanın gözünü alamadığı Ronaldo, bunların hepsi ve daha fazlası. Ama baş döndürücü ünü ve parası pek de umurunda değil.
Marc Beaugé
Cristiano Ronaldo 2008'in en başarılı futbolcusuydu. Tespit bizim değil. France Football dergisi onu seçti. Yani Ronaldo son olarak, 'en'lerine bir de 'Balon d'Or'u Türkçe adıyla 'Altın Top' ödülünü ekledi. Avrupa Yılın Futbolcusu Ödülü olarak da bilinen 'Ballon d'Or' Cristiano Ronaldo'yu dünyanın en pahalı oyuncusu yaptı. Ödülle beraber transfer de geldi, Manchester United, Ronaldo'yu Real Madrid'e kaptırdı. Ama Portekizli yıldızın beklenmeyen sakatlığı büyük hayal kırıklığı yarattı.
Ronaldo, uzun süredir yeşil sahada yok; çünkü Portekiz milli takımının da büyük umutlar bağladığı Ronaldo, Marsilya ile oynanan maçta sakatlandı. Sahalardan uzak kalan Ronaldo, bu yıl ödüllere pek yakın durmuyor.
Ünlü futbolcu Real Madrid'e geçtiğinden beri eleştirilerin hedefi.
Cristiano, Ballon d'Or ödülünü nereye koydunuz?
Ödül yılın başından beri Manchester United müzesinde sergileniyordu. Madrid'e, yani bana geleli daha bir hafta oldu.
Artık kimse ödülü göremeyecek öyle mi?
Maalesef hayır. Evde ödülümü koyacağım en iyi köşeyi bulmaya çalışıyorum. Ödülümü arkadaşlarıma göstermek için bir sürü zamanım olacak.
Madrid'e alışabildiniz mi?
Burada hayat harika. Evimde, Portekiz'de olmak gibi. Hava her zaman güneşli, yiyecekler güzel, yağmur yağsa bile farkına varmıyorum. Ayrıca lisan problemim de yok.
MADRİD'DE YENİ HAYAT
Ev aldınız mı?
Şehir merkezinden uzak, rahat, keyifli bir semtte oturuyorum; annem çok sık ziyaretime geliyor; o da bayılıyor buraya. Geleli iki ay oldu ama "Madrid'e dair ne biliyorsun?" diye sorarsanız, hiçbir şey bilmiyorum. Hayatım ev, stat ve antrenman arasında geçiyor.
Yani gece hayatına daha giremedim. Ama altı sezon buradayım; dolayısıyla daha Madrid'i tanıyacak çok zamanım var.
Bu transferle birlikte medyatik bir kimlik haline geldiniz; sürekli paparazziler tarafından takip ediliyorsunuz.
Önceleri fotoğrafçılar ve gazeteciler takipteydi; şimdi nerede oturduğumu, evimi biliyorlar; rahatsız eden yok. Medya baskısı benim için problem değil. Ama İngiltere daha farklıydı, orada insanlar daha mesafeli. Antrenmanlarda onlarca taraftar fotoğraf istiyor, bazen onlarla zaman geçirebiliyorum ama her zaman olamıyor; herkesi memnun etmek mümkün değil. Mesela Manchester'da, antrenmanlarda hiçbir zaman taraftar olmazdı.
Dünyanın en pahalı futbolcusu olmak ağır bir sorumluluk mu?
Çok da önemli değil aslında; güçlü bir kulüpte, iyi futbolcularla birlikte işimi iyi yapan bir oyuncu olmaktan çok mutluyum ve bu durumun olabildiğince tadını çıkarıyorum.
"BARCELONA BİZDEN DAHA İYİ"
Real Madrid'de oynamak Manchester'da oynamaktan epey farklı değil mi?
Problem şu; ben Manchester United'da altı yıl oynadım. Altı yıl oyun arkadaşlarınızı tanımak için gayet iyi bir süre. Madrid'de ise her şey yeni başlıyor.Birkaç ay içinde gerçek bir takım oluruz.
Yani, "Real Madrid henüz gerçek bir takım değil" diyorsunuz.
Elbette, henüz takım gibi oynamıyoruz. Yapmamız gereken çok iş var. Ama doğru yoldayız.
Peki, şunu söyleyebilir miyiz: En büyük rakibiniz Barcelona, size göre daha iyi bir oyun stratejisine mi sahip?
Bu doğru; Barcelona daha iyi futbol oynuyor, Madrid'de olduğu gibi iki ay değil birkaç sezondur birlikte top koşturuyorlar. Bugün Barça bizden daha iyi ama asıl soru şu: Ligin sonunda ne olacak?
"Büyük takımlar kötü oynasalar bile hep kazanan olurlar" diye bir söylem var.
Benim için fark etmez; ben kazanmaya bakarım. İkisini birden yapabiliyorsanız ne âlâ.
Şu sıralar oyun planını oturtmaya çalışan iki takımda, Real'de ve Portekiz milli takımında oynuyorsunuz.
Evet doğru. Real'de iki aydır birlikte top koşturuyoruz. Portekiz'de ise pek nadir bir araya gelebiliyoruz. Birbirimizi tanımak ve uyum sağlamak için yeterince zamanımız yok. Bu, bir mazeret değil, ama şu andaki gerçeğimiz.
Manuel Pellegrını'nin sizden beklentisi, Manchester'da Sır Alex Ferguson'un taleplerinden farklı mı?
Tabii ki Manuel Pellegrini, Ferguson'dan farklı. Her ikisi de iyi teknik direktörler; ancak görüşlerinin aynı olduğu söylenemez. Aslında burada daha rahatım. Sahada yer değiştirme özgürlüğüm var. Emin olduğum bir şey varsa, o da oyun stilimi değiştirmeyeceğim. Manchester'da nasıl oynadıysam, yine aynı futbolcuyum.
Sanki Madrid'de daha rafine bir futbol oynuyorsunuz.
Altı yıl öncesine kıyasla çok daha iyi bir oyuncuyum; bu çok normal. Önceliğim etkin bir futbol oynamak. Burada iyi futbolculara birlikteyim; golleri tek başıma atmıyorum. Hep birlikte ilerleme kaydediyoruz.
Sürekli Karim Benzema'nın yanında oynuyorsunuz.
Karim, muhteşem bir oyuncu. Her geçen gün yıldızı daha çok parlıyor. Soyunma odasında iyi anlaşıyoruz. 21 yaşında, biraz İspanyolca konuşuyor. Ben de biraz Fransızca biliyorum bir şekilde anlaşıyoruz. İyi, düzgün bir adam… Komik aynı zamanda.
Manchester'da soyunma odasının muzip yıldızıydınız; parti kralı unvanınız vardı; burada da durum aynı mı?
Burada da benim gibiler var. Karim var mesela. Sonra Diarra var. Brezilyalılar, Kaká, Marcello, benim Portekizli Pepe ve İspanyollar. Manchester'daki ambiyansa çok benziyor. Bana gelince ben de aynıyım. Niye değişeyim ki?
Manchester'da yaptığınız gibi, takım arkadaşlarınızın ayakkabılarını saklayıp eşyalarını duşta ıslatıyor musunuz?
Hayır, burada başka şeyler yapıyorum! İnsanlar Madrid'in soyunma odasında çok fazla star olduğunu ve bunun çok tehlikeli olabileceğini söylüyorlar; ama bu insanlar soyunma odasının içini bilmiyorlar. Buradaki ambiyans beni bile şaşırttı. Gerçekten harika.
Eski takım arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?
Elbette! Evra, Vidic, Ferdinand, Nani, Anderson'la görüşüyorum. Sık sık telefonlaşıyoruz; oradan buradan hayattan konuşuyoruz. Manchester'dan ayrılmış olmam bir şey değiştirmez; bu adamlar hâlâ arkadaşım.
Ballon d'Or'dan sonra oyun stilinizde bir şeyler değişti mi?
Değişen tek şey şu: Kendimle gurur duyuyorum hem de çok. Bunu kazanmak (parmağıyla Ballon d'Or'u gösteriyor) çok özel bir şey. Ama değişen bir şey yok. Zirveye oturmuş falan değilim. Sanırım kariyerim şimdi başlıyor. Manchester'da başardıklarımı burada da tekrarlamam gerek. Doğru kulüpte olduğum inancındayım. Tekrar sıfırdan başlıyorum. Yepyeni bir kariyer. Kendimi yeni doğmuş bebek gibi hissediyorum!
Ballon d'Or'dan sonra hiç kendinizi bıraktığınız hissine kapıldınız mı?
Hayır, hayır; ben asla kendimi salmam. Jakuzide değilsem tabii!
Ama Ballon d'Or 'dan sonra Manchester'da, Ferguson'un formda kalmanız için sizi sürekli uyardığı söyleniyor.
Hayır. Ben profesyonel bir futbolcuyum. Benden tecrübeli insanları dinliyorum; bana akıl veriyorlar. Ama kendimi bırakmam ya da işimi savsaklamam söz konusu olamaz. Bugün Madrid'de de aynı futbolcuyum, aynı kişiyim.
Bir Ballon d'Or sendromu var sanki. Ödülü aldıktan sonra kazanan geri plana düşüyor.
"TABİİ Kİ KISKANILIYORUM"
İnsanların şunu anlaması lazım; biz makine değiliz. Geçtiğimiz sezon sakatlandım; hazırlık dönemini ve yarışın ilk ayını kaçırdım. İnsanlar bunu unutabiliyor. Onların beklentileri her maçta sahaya çıkıp, on gol atmam. Böyle bir şey imkânsız. Geçen sezon yine de 27 gol attım. Bu inanılmaz bir skordu bence.
Sizce, 2009 Ballon d'Or favorisi kim?
Favori, Barcelona oyuncularından biri olacaktır. Xavi, Eto'o, ve tabii Messi, kesinlikle o favori.
Sizce spor yazarları diğerlerine oranla size daha sert eleştirilerde bulunmuyorlar mı?
Samimiyetle ifade etmek gerekirse, hiç de önemli değil. Ben işimi yapıyorum; maçlarda galibiyete bakıyorum.
Kıskanıldığınızı düşünüyor musunuz?
Tabii ki; ben şu an dünyanın en pahalı futbolcusuyum. Buna sahip olduğum için (yine Ballon d'Or'u gösteriyor) ve diğerlerinden daha fazla para kazandığım için kıskanılıyorum. Ama hayat böyle. Bu beni sıkmıyor. Ben işime bakarım. Kıskançlık olur, çok normal.
Portekiz'de bir ilahsınız. Bu baskıyla başa çıkabiliyor musunuz?
İnsanlar her maçta 10 gol atmamı bekliyor. Bu imkânsız bir şey! Futboldan hiç anlamayan insanlar sürekli konuşuyor. Hepsine saygım sonsuz ama benim de bir bildiğim var. İşimi en iyi şeklide yapmaya gayret ediyorum ve hedeflerimi gerçekleştirmeye çabalıyorum.
Sizce bu sene Ballon d'Or'u kazanmak için birkaç hafta?içinde Messi'nin önüne geçebilir misiniz?
Ben işimi yapıyorum; sezona iyi başladım ve umarım bu böyle devam eder. Daha fazla yapabileceğim bir şey yok.
 |
|
|
| |
|
|
|
|
|
[Misafir-27 Ocak 2010 Çarşamba 17:11]
|
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|