EViNİ BULDU

Bütün dâhiler gibi biraz kaos var ruhunda, bir tutam delilik de bakışlarında. İçinin büyük parçalarından birinin adı hep İstanbul oldu, ama yuvasının adı Hamburg. Fatih Akın, 1 Ocak'ta vizyona girecek Soul Kitchen'la Hamburg'a borcunu ödüyor.
Işıl Cinmen
SOUL KITCHEN'I 'EN SEVDİĞİM FİLMLER' LİSTEMİN İLK SIRALARINA KOYUYORUM. ÇOK GÜZEL BİR DUYGU BIRAKTI BİTİNCE. FİKRİN HİKÂYESİNİ ANLATIR MISINIZ BİRAZ?
Beğendiğinize sevindim. Filmin çıkış noktası çok yakın arkadaşım olan ve Hamburg'da bar-restoran işleten, aynı zamanda filmin başrol oyuncularından Adam. Filmin fikri 'Duvara Karşı'nın çekim sonrası çalışmaları sırasında doğdu. Adam, kız arkadaşından ayrılmıştı ve restoranıyla ilgili sorunlar yaşıyordu. 'Soul Kitchen' böylece doğdu. Aradan geçen yıllar içinde, senaryo çok gelişti ve değişti; ancak omurgası aynı kaldı. Aslında o zamanlar kendi yapım şirketimiz için daha özgürce çekebileceğimiz küçük bir proje olarak tasarlıyorduk. 'Duvara Karşı'dan sonra bir süre rafa kalktı. Hatta senaryoyu başkalarına vermeyi bile düşündüm, ancak yapamadım.
SOUL KITCHEN, TÜRKİYE'DEN UZAK, HAMBURG'A ÖZEL BİR FİLM VE İLK DEFA BİR FİLMİNİZDE ARAYIŞTAN ZİYADE 'EV' HİSSİ VAR. EVİNİZİ BULDUNUZ MU SONUNDA?
Hamburg yaşadığım şehir. Bütün sokaklarına aşinayım. Dostlarım, ailem hep burada. Ve evet, Hamburg benim evim. Hamburglular filmlerimde Hamburg'u anlatmadığım için uzun zamandır bana serzenişte bulunuyorlardı. 'Ev hissi' tanımlamanıza katılıyorum. Daha önceki filmlere bakarsanız, 'Soul Kitchen'da ilk kez kahramanım kendini coğrafi bir arayışta bulmuyor. Hatta sevgilisine yakın olmak için bir an yaşadığı şehri terk etmeye karar verse dahi, kader ve tesadüfler sonucunda bundan vazgeçiyor. Tabii ki bu benim için değil, kahramanım için geçerli; ancak o kahramanı benim yönlendirdiğimi de göz ardı edemem. Ayrıca bu filmde yer alan teknik ekipteki arkadaşların da neredeyse tamamı Hamburg'da yaşayan insanlar. Bunu özellikle göz önünde bulundurduk kadroyu belirlerken. Büyüdükçe öğreniyorum. Evlilik, baba olmak tabii ki bir yerleşme, ev - yuva duygusunu beraberinde getiriyor.
BU NOKTADA ÜZERİNİZDEN ÇIKMAYAN TÜRK-ALMAN KİMLİĞİ İKİLİĞİNİ ARTIK ATIYORSUNUZ BELKİ.
Aslında Türk - Alman kimliği benim için hiçbir zaman bilinç düzeyinde olmadı. Ama bunun getirdiği çok kültürlülüğün senaryolarıma yansıması, onları zenginleştirmesi yadsınamaz. Kimlikler beraberinde bir aidiyet duygusu getirmekle birlikte, rasyonel kullanmayı becerebildiğin sürece temel zenginlik kaynağın olur.
ALMANYA'DAKİ TÜRKLER NELER DİYORLAR HAKKINIZDA??* En önemlisi, beni kendilerinden biri olarak görüyorlar. Kırmızı halının üzerindeyken de, oğluma süt almak için köşedeki markete giderken de onlardan biriyim; 'celebrity' ulaşılmazlığında değilim yani. Yaptığım filmler de öyle. Bu nedenle, sıcak bir ilişkimiz var. Sanırım seviyorlar. Aslında bir de onlara sormak lazım.
HAMBURG'UN RUHUNU EN İYİ SOUL MU ANLATIR DERSİNİZ?
Başka biri kendi Hamburg'unu tamamen farklı anlatacaktır; sonuçta her şehir bireylere onların görmek istediği yüzünü gösterir. Ben kendi Hamburg'umu böyle, Soul'la anlattım.
"HOLLYWOOD'A AÇIĞIM"
İSTANBUL'UN SESİ, İSTANBUL HATIRASI'NDAKİ GİBİ ÇOK DAHA KARIŞIK DEĞİL Mİ?
İstanbul'un ruhunda kaos var. Bu kaosun içinde kendi düzenini, sistemini kurmuş bir şehir İstanbul. Her köşe başında bir sürprizle karşılaşabilirsiniz; şehrin bir dinamiği var. Hiç yorulmayan, hiç uyumayan müthiş bir organizma. Bunu seviyorum. Belki geçmişteki çok kültürlülüğü şimdilerde zayıfladı, ama yine de benim için 'Crossing The Bridge'de (İstanbul Hatırası) anlatmaya çalıştığım gibi, birçok ses var orada. Aslında baktığınızda Avrupa metropolleri demografik olarak İstanbul'dan çok daha fazla diğer uluslardan insanı barındırıyor, ama İstanbul yine de, belki de geçmişinden gelen bir gelenekle bütün bu Avrupa metropollerine oranla daha fazla sesi, kültürü bünyesinde taşıyabiliyor.
ALMAN YÖNETMENLERİN GENEL OLARAK HOLLYWOOD'DA YETERLİ ETKİYİ YARATAMADIĞI SÖYLENİR. MESELA MURNAU, FRITZ LANG, HATTA WIM WENDERS DAHİ, BÜYÜK DEHALARINA RAĞMEN HOLLYWOOD'DA FİLM ÇEKTİKLERİNDE YETERLİ ETKİYİ UYANDIRAMADILAR. TEKLİFLERE RAĞMEN ABD'DE FİLM ÇEKMEYE SOĞUK BAKMANIZDA BUNUN ETKİSİ VAR MI?
Hollywood, kendi kuralları olan bir dünya. Ve bu dünyada yaratıcılıktan çok finansal tedirginlikler belirleyici. Bizler dünyanın bu tarafında daha bağımsız olabiliyoruz. Filmlerimizi kendi isteğimiz doğrultusunda yapma olanağımız daha fazla. Oysa orada çok fazla bileşen var ve bunların temelinde, yatırılan paranın geri dönüşü garantisi geliyor. Ayrıca Hollywood, mesafe olarak bana uzak. Ama kapım tamamen kapalı değil. Doğru koşulları oluşturduğumda belki bir gün orada da bir film çekebilirim.
HİKÂYE ANLATMA VE DİNLEME BİÇİMİNİN GELECEĞİ HAKKINDA ÖNGÖRÜNÜZ NEDİR? '20'NCİ YÜZYILIN SANATI SİNEMA' 21'İNCİ YÜZYILDA NE OLACAK?
Sinema bilimdir. Belki form ve biçim değiştirecek ama yüz yıllar boyunca var olmaya devam edecek. Biçim değiştirmesinde en önemli etken tabii ki hızla gelişen yeni teknolojilerin sinemada kullanımıdır. Ben hayatımın sonuna kadar bu bilimi öğrenmeye devam edeceğimi söyleyebilirim şimdilik.
BABYLON'DA ÇALACAK
SİZİ PUSETLE GÖRMÜŞTÜM; BABA OLMAKTAN ÇOK HOŞNUT GÖZÜKÜYORDUNUZ. KENDİNİZDEN BEKLEDİĞİNİZ GİBİ BİR BABA OLDUNUZ MU?
Baba olmak hayatımda başıma gelen en güzel şey. Doğumu beklerken kendinizi buna hazırladığınızı düşünürsünüz ama bebek doğduktan sonra hiç de öyle olmadığını görürsünüz. Onunla birlikte her şeyi yine ve yeniden keşfetmeye başlarsınız. Baba olmak müthiş bir duygu. Yaşama sevincim.
NE ZAMAN TÜRKİYE'YE GELECEKSİNİZ?
'Soul Kitchen'in galası için 29 Aralık'ta İstanbul'da olacağım.
AFTER PARTY'DE BABYLON'DA ÇALACAKMIŞSINIZ.
Arkadaşım ve başrol oyuncum Adam'la birlikte çalacağız. Neler çalacağımızı söylemem, ama filme uygun müzikler olacağını söyleyebilirim.
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|