İSTANBUL'DAN AUSCHWITZ'E




Çok uzak bir zamanda çalınmış, hiç işitilmemiş hüzünlü bir melodi gibi hikâyeleri. Engizisyon İspanyası'nda başlayıp, Nazi kamplarında bitiyor. Ve geçtikleri her şehirde 'Kamondo' efsanesini, tek ferdi kalmasa dahi yaşatacak izler duruyor. O şehirlerden biri İstanbul. Galata'daki tarihi 'Kamondo Merdivenleri, birçok han ve hatta tramvay onlardan şehre kalanlar. Fransa'daki 'Türkiye Mevsimi' kapsamında hem İstanbul hem de Paris iki şehirde de derin izler bırakan aileyi bir kez daha hatırlıyor.

FOTO GALERİ - TIKLAYIN

Zeynep Özyol
zozyol@doganburda.com


Gözlerinizi kapatın. 150 yıl öncesinin İstanbul'unu hayal etmeye çalışın. Şehrin merkezine, 'Pera'ya doğru yol alın. Henüz daha tramvay da, İstiklâl Caddesi'nin insan seli de yok. Siyah beyaz fotoğraf karesi gibi her şey. Biraz daha devam edin; Tünel'i geçin, Galata'ya doğru gidin. Galata Kulesi olanca heybetiyle yine orada. Kulenin yanından, Banker Sokağı'na doğru ilerleyin; sokağa girin birkaç metre devam edin ve orada kalın; çünkü aşağıya Bankalar Caddesi'ne inemezsiniz. Henüz Kamondo Merdivenleri yok. Hikâye işte tam orada başlıyor; o merdivenlerin başında.

Kamondo Merdivenleri, Kamondo ailesinin bu şehre hediyesi. 1870 yılında ailenin büyük oğlu Avram Kamondo yaptırmış; malikânelerinin bulunduğu sokaktan, bankalarının bulunduğu caddeye inmek için. Ama o merdivenlere gelene kadar çok daha zorlu kademeleri aşmak zorunda kalmışlar. Kamondolar, 15'inci yüzyılda Kraliçe Isabella tarafından İspanya'dan kovulan Yahudi ailelerden, yani 'sefarad'lardan.  O dönemde II. Beyazıd, Avrupa'da pek çok ülkenin yerleşme izni vermediği ailelere Osmanlı'nın kapılarını açıyor. Ancak ailenin ilk tercihi Venedik oluyor. 1880'lerde daha korunaklı bir liman aramaya başlıyorlar ve Osmanlı topraklarına geliyorlar. Bu topraklar onların, yüzyıllar boyu unutulmayacak zenginliklerinin ilk ev sahibi. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu, dış borçlanmaya bağımlı. Dünya finans sektörüneyse Yahudiler hâkim. Kamondolar, yabancı finans kaynakları ile Osmanlı Sarayı arasında önemli bir köprü oluyor. Sarayla ilişkiler ailenin önünü açıyor. Dönemin zenginlik timsali haline geliyorlar. Ailenin reisi, Abraham Salomon Camondo, İstanbul maliyecilerinin sarraflıktan modern bankacılığa geçmelerine önayak oluyor. Torunu Abraham Béhor, dedesinden kalan I. Camondo bankası aracılığıyla diğer Galatalı bankerlerle birlikte Fransız bankası 'La Société Générale'in İstanbul şubesini kuruyor. Ama tek dertleri para kazanmak değil. Yaşadıkları yere, Galata ve çevresine büyük tutkuyla bağlılar. Hayalleri, buraya Avrupai bir görünüm kazandırmak. 1853 -1856 tarihleri arasındaki Kırım Savaşı, Kamondolar için de dönüm noktası. Çünkü savaş sırasında İstanbul'a Avrupalı elit kesim akın ediyor. Savaşı izlemek için gazeteciler, aristokratlar, zenginler geliyor şehre.

İSTANBUL'DA SAVAŞ BEREKETİ

İngiltere, Fransa ve Osmanlı'nın, Ruslara karşı savaşına ilgi büyük o dönem. Ama İstanbul'un bu misafirleri ağırlayacak yeri yok. Sultanların köşklerinde yer kalmıyor, Boğaz'ın yalıları doluyor. Kamondolar hemen 10 yeni han yapılması için önayak oluyor, devlete kredi çıkarıyorlar. Yeni Avrupa bankalarının burada ajanslar kurması da yine onların arcılığıyla gerçekleşiyor; çünkü Avrupa için Kamondolar İstanbul'un referansı. Aile büyük bir hevesle ilk atlı tramvayın getirilmesine girişiyor. Ardından 1870'lerde ilk tramvay hattının yapılması için kolları sıvıyorlar. Galata ve Pera, Kamondolar'ın sayesinde, Avrupalılaşmanın deneysel mahalleleri haline geliyor. Kaldırımlar yapılıyor, gece aydınlatmaları her köşeye kuruluyor, çöpler toplanmaya başlıyor. Belediyeciliğin ilk adımları atılıyor. Devlete kredi veriyorlar ama özellikle atlı tramvay gibi yenilikleri getirmek için ceplerinden de para harcıyorlar. Kamondolar'ın hikâyesini Türkiye'de en iyi bilen isimlerden, 'Camondolar; Bir Hanedanın Çöküşü' kitabının yazarı Nora Şeni, ailenin cebinden de epey para harcadığını söylüyor. "Devlete kredi veriyorlar ama özellikle atlı tramvay gibi yenilikleri getirmek için kendileri de çok para harcıyorlar. Bu proje çok heyecanlandırıyor onları. İlham aldıkları Paris gibi şehirlerin yeniliklerini İstanbul'da görmek istiyorlar." Nora Şeni, Sophie Le Tarnec'le birlikte yazdığı kitabında aileyi etraflıca anlatıyor.

Aile bugünlerde yine gündemde. Çünkü Paris'te düzenlenen Türk Mevsimi'nin ana temalarından biri, 'Kamondolar'ın ihtişamı' sergisi. Serginin bilimsel danışmanı da Nora Şeni. Bu çerçevede bize yeni ayrıntılar anlatıyor: "Kamondolar'ın İstanbul'da bir dertleri daha var; modern okullar. Fransa yine ilham kaynakları. Dini kenarda bırakan, sadece inanç düzeyinde işleyen okullar kuruyorlar. Yahudi çocuklarının bu okullara gitmesini istiyorlar." Ailenin okulları kurmaktaki temel hedeflerinden biri, Yahudi cemaatinde vatandaşlık statüsünü geliştirmek. Yine Şeni anlatıyor: "Yahudi çocuklar Türkçe, Osmanlı tarihi, coğrafyası bilsin istiyorlar. Salomon Kamondo mektuplarında; 'Yahudilerin içinde yaşadıkları, içinde bulundukları ülkenin gerçeğini bilmelerini istiyorum' diyor." Ama cemaat, bu arzuyu pek sıcak karşılamıyor. Hahamların tepkisi sert oluyor. Hatta bir haham aileyi aforoz ediyor. Kamondolar yeni bir cemaat kurmak zorunda kalıyorlar. 1860'larda İtalyan Yahudi cemaati böyle ortaya çıkıyor. Ama bu kadar mücadele ettikleri şehri ani bir kararla terk edip, 1869'da Paris'e sonun başladığı yere gidiyorlar. İstanbul'da finans sektörünün kontrolünün Yahudilerden Ermenilere geçmesi, ailenin gidişinin temel nedenlerinden biri olarak görülüyor. Büyükbaba Salomon Kamondo 90 yaşında gidiyor Fransa'ya ve iki sene sonra ölüyor. Vasiyet ettiği üzere İstanbul'a getiriliyor. Ve devlet töreniyle toprağa veriliyor. Bugün Hasköy'deki mezarı epey harap halde.

SONUN BAŞLANGICI PARİS

Paris'e gidişle birlikte kabuk değiştiriyor Kamondolar; buradaki tutkuları sanat. İki kardeş, Acem halıları dışında Doğu'yu anlatan hiçbir şey tutmuyor evlerinde. Bu nesilde Kamondolar, şarklılıktan vazgeçiyor. 1889'da birkaç ay arayla Abraham ve Nissim Kamondo ölüyor. Onların oğulları Isaac ve Moise kuzenler bütün ilgilerini sanat koleksiyonculuğuna veriyor; bankacılık devri tamamen kapanıyor. Öyle bir koleksiyon yapıyorlar ki, Degas, Monet ve Manet gibi empresyonist ressamların başyapıtlarından oluşan koleksiyonu, Louvre'a bağışladıklarında resimleri sergilemek için sekiz salon inşa ediliyor. Bu, bugüne kadar Louvre'a yapılmış en büyük bağış. Paris sanat dünyasına, ayrıca Champs-Elysées Tiyatrosu'nu armağan ediyorlar. Paris'te operalara, tiyatrolara da büyük bağışlar yapıyorlar. Görkemli balolarda ince zevklerini konuşturuyorlar yıllarca.

Ama takvimler 1914'ü gösterdiğinde her şey değişmeye başlıyor. Hayat onların görkemli baloları gibi gitmiyor. Dünya yeniden şekilleniyor, sınırlar değişiyor. Birinci Dünya Savaşı patlak veriyor. Savaş pilotu olan II. Nissim Camondo, Fransız Hava Kuvvetleri adına savaşırken 1917 yılında hayatını kaybediyor. 1935'te de kuzeni Moise ölülüyor. Paris'te Kamondo ailesinden sadece; Moise Camondo'nun kızı Beatrice, eşi Léon Reinach ile çocukları Fanny ve Bertrand kalıyor.

TRAJİK SON: AUSCHWITZ'İN GAZ ODALARI

Nora Şeni, "Her yeni kuşakta, ailenin kimliklerini oluşturan bir katman terk edildi" diyor. Ve çıkarılan son elbise 'Yahudilik' oluyor. Béatrice 1942 yılında Katolikliği  seçiyor ve sosyeteden uzak bir yaşam sürüyor. En büyük hobisi binicilik. 1936'nın hareketliliği ve Nazi yayılması sürerken Fransa'da da Yahudi düşmanlığı yükseliyor. Ama Béatrice durumun pek farkında değil. Hatta binicilik arkadaşı bir Alman subay. Naziler, Yahudilere sarı yıldız taşıma mecburiyeti getirdiğinde, bu yıldızı takmakta bile sakınca görmüyor. Ailesinin Fransa'da cömertliğiyle tanınması, kardeşinin Fransa için savaşırken ölmesi, rahatlığının sebebiydi belki. Béatrice, toplama kampına götürülürken bile bir yanlış anlaşılma olduğunu ve bunun düzeltileceğini düşünüyor; katliam hiç aklına gelmiyor. Ama Auschwitz'den ne o, ne de ailesi geri dönebiliyor. Avrupa Kamondolar'a mezar oluyor.


#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul