Evinizden yıldızlara uzanın

Londra tuğla kenttir, Paris taş, İstanbul beton, damları da kiremit. İçlerinde milyonlarca ev vardır ve evler de insanlar gibidir: Benzersiz, değişken. Onlar bir büyür, bir küçülür. Renkleri, duruşları, duyguları değişir. 21’inci yüzyılın ilk 10 yılını geride bırakırken, artık daha ‘büyük’ hayatlarımız var; ama daha küçük ve daha ‘yüksek’ evlerde.
Işıl Cinmen
Ev, dönülmek istenen yerdir. Kapısını kapattığınızda içeri girmesine izin vermedikleriniz dışarıda kalır. İşlevi değişmez ama mimarisi, boyutları, ihtiyaçları kentin içindeki yaşama ayak uydurarak, gelen zamanın gereklerine göre yeniden şekillenir. Avrupa’da kraliyet dönemi burjuvalarının gösterişli malikâneleri, birbirinden kopmadan yaşayan büyük ailelerin büyük evleri, çocukları çimler üzerinde koşuşturan annelerin bahçeli evleri, yoksulların topraktan evleri vardı. Peki bizim, olursa küçücük aileleri olan, bazen de tek başına duran, ama hep ana caddelerde koşuşturan ve beklemeyi hiç bilmeyen, sabırsız ve üretken yeni insanın ‘ev’i nasıl olacak?
“Daha yüksek binalar ve daha küçük daireler” diyor Hong Konglu ünlü mimar Gary Chang. “Biz dikine yükselenlerdeniz. Yayılmadan, genişlemeden.” Yüzyılın yarısına geldiğimizde dünya nüfusunun dokuz milyara yükselmesi bekleniyor. 2010’da yedi milyarı zorlayan sayının şaşırtacak kadar büyük bölümü metropollerde yaşıyor. Şehir planlamacıları, sürekli artan kent çocuklarını gökyüzünde oturtmanın tek çözüm olduğuna inanıyor. “Ne kadar yüksek, o kadar iyi; ne kadar küçük, o kadar modern.”
GEÇMİŞİN LÜKSÜ, BUGÜNÜN STANDARDI
Oturduğunuz semt, binanın dış mimarisi, evinizin iç dekorasyonu, özetle sahip olduğunuz konut, standartların ve lüksün en belirgin göstergesi olsa da, bugünün yapıları lüks ve ihtiyaç arasında bir denge gözetiyor. Örneğin İstanbul, Miami, Tokyo gibi, doğal afet riskinin yüksek olduğu şehirlerde, konut taleplerindeki öncelik, lüksten güvenliğe doğru kayıyor. Bina ve çevre güvenliği, mimari yaratıcılığın ve rahatlığın önüne geçiyor. Yüksek mimar Dârâ Kırmızıtoprak, “Yeni konutlarda çağdaş mimariyi ıskalama telaşı ve estetik endişeler ağır basıyor. Ama iç ve dış görünüme özen gösterirken, aynı zamanda depreme dayanıklı sağlam binalar yapmak da öncelik” diyor. Peki neden? “Çünkü müşteri profili değişti.Geçmişin ‘lüks’ü, bugünün standardı oldu ve hatta standardın da aşılması bekleniyor. Konut almak isteyenler, artık yalıtımsız binaları eksik ve kusurlu ?görüyor.” Birbirinden değişik ve renkli, tam teşekküllü konut projelerine yoğun ilginin temel sebebi de bu. Kent merkezinde eski ve güzel binalar yerine, yeni ve güvenlikli siteler, rezidanslar tercih ediliyor. Çevre düzeni, yeşil alanlar, okul, otopark, yüzme havuzu, ‘fitness center’, alışveriş olanakları, merkeze yakınlık ve modern mimari ise güvenliğin ardından gelen önemli faktörler.
KÜÇÜK VE KONFORLU
Emlak uzmanları, konut taleplerinde yükselen eğilimin bireysel yaşama yönelik olduğu konusunda da hemfikir. Harvard Üniversitesi’nden James Ford şöyle diyor: “Ev konusundaki trendlere bakarak, toplumsal okuma yapabiliyoruz. Aile yapısının değişimini, hayat tarzının yalnızlaşmasını, çekirdek aileden tek başınalığa doğru giden kaymayı, konut sektöründe talebin geldiği noktaya bakarak anlayabilirsiniz.” Dünyada neredeyse her konudaki değişimin ilk durağı olan New York, yeni trendin minyatürü gibi. Göklere uzanan sağlam binaların içindeki evler, küçük, sade ve pratik. Bu zamanda varlık darlık gerektiriyor. Çünkü yoğun iş hayatının yalnız insanları için, işlevsellik fonksiyonel dizayn ve elbette aynı zamanda estetik, ihtiyaç haline geldi. Eskinin misafir odaları, oturma odaları, büyük salonları tarihe karışırken, New York’u izleyen büyük şehirlerin konut piyasasını canlandıran küçük ve konforlu dairelerin popülaritesi, yeni düzenin evlerini özetliyor. Büyüklükleri 90-110 metrekare arasında değişen yeni, küçük evlerin ortak özelliği işlevsellik, iyi çevre düzeni, birinci sınıf işçilik, kaliteli altyapı, lüks banyo ve mutfak.
GELECEĞİN EVLERİ AKILLI BİNALARDA
Bunun yanı sıra, yerkürenin içine girdiği enerji kriziyle birlikte, konutların tasarlanmasında bazı değişikliklere gidiliyor. Gelişmiş ülkelerde bina yapımında kullanılan ve küresel ısınmayı hızlandıran zehirli gazların, yüzde 30 ile 40 arasında olduğu görülüyor. Kışın ısıtma, yazın soğutma için kullanılan yeraltı enerji kaynaklarının aşırı tüketimi de daimi kirliliğine neden oluyor. Bu yüzden, kısa zamanda rezidansları bile ‘tarihi yapı’ statüsüne sokacak ‘akıllı bina’lar hızla yayılıyor. Akıllı binalarda, doğal enerji kaynakları kullanılıyor ve sürdürülebilir sistemler temel alınıyor. Termal ısı, ışık ve ses, bilgisayarlarla ya da ev sahipleri tarafından manuel olarak yönetiliyor.
İstatistiklere göre, 2026’da dünya nüfusunun üçte biri yalnız yaşayacak. Evlenmeyi reddedenler, boşanmış ve özgür insanlar, bağımsızlığını ilan etmiş gençler, yalnızlık arayanlar, ayrı evlerde yaşamayı tercih eden çiftler çoğalıyor. Yakında dünya yeniden programlanacak; ünlü reklamcılar Droog&Kesselskramer’in ‘Bekarlâr Kenti’ sergisine dönecek. Evlerimiz hayatımıza, karakterimize ve çevreye göre yeniden yapılanacak, somut ifadelerimiz olacaklar. Gelecekteki evinizi şimdiden düşlemeye başlayın.
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|