AVM

(Büyük alışveriş merkezlerine sosyo-demografik bir bakış)
“Bugün dünyadaki en evrensel şey nedir?” diye sorsak, gelen yanıtların yüzde 60’ı “Aşk” olacaktır (Böyle düşünenler hemen bir sonraki sayfaya geçebilir mi lütfen?). Oysa günümüz dünyasındaki en yaygın, en evrensel şey, elbette AVM’ler. Yani alışveriş merkezleri. Büyük şehir ya da taşra fark etmez; hemen 100 metre ötenizde mutlaka bir AVM vardır. Yok mudur? Bu ay AVM’lerle ilgili her şeyi araştırdık. Nedir, neye yarar, nasıl kullanılır? Bu sayfanın çıktısını alıp cebinizde taşıyın. Pişman olmayacaksınız.
GENEL BİLGİLER
AVM NEDİR?
Kendine özgü bir mimarisi, dili ve yaşam biçimi olan hayvan gibi binalara AVM denir. Eskiden bütün lunaparklara ‘Disneyland’ denmesi gibi, AVM’lere de ‘Galerya’ denirdi. Neo-liberal gelişmelerden sonra bu bitti çok şükür. Şimdi hepsinin ayrı bir adı var.
NEDEN?
Çünkü kent insanı, güneş gözlüklerini takıp, kolunda afili bir naylon torba ve yüzünde beğenmez bir ifadeyle kıçını yavaşça sallaya sallaya yürüyebileceği yerler arıyordu. Bunu çarşıda pazarda yapamazsın.
NASILDIR BUNLAR?
Şimdi. Bunlar kendi başına, özerk birer ülkedir. Önce bunu adını bir koyalım. Her AVM’nin bir anayasası, bayrağı, dili, kolluk kuvvetleri, giriş-çıkışta bir gümrüğü ve açıkça çizilmiş sınırları vardır. Yönetim biçimi genel olarak demokrasidir. Hatta, ‘Antik Yunan’dan bu yana görülmüş en doğrudan demokrasi’ denebilir. Halk seçer, halk alır, halk yer.
NEREDE BULURUM?
Hahah saçmalamayın. Siz AVM bulamazsınız; o sizi bulur. Bütün AVM’ler ‘Strücken-Rainberg algoritması’ denen bir formüle dayanarak inşa edilmiştir. Buna göre evinden çıkan bir insan, herhangi bir yöne doğru rastgele yürürse, 12 dakika sonra bir AVM’yle karşılaşabilmelidir. İsimler, lüks semtlerde ‘ARMEXX’ ya da ‘X-MALL’ filan gibiyken, merkezden uzaklaştıkça ‘GÜLGÜLLER’ veyahut ‘ŞATIROĞLU AVM’ye dönüşebilir. Telaşa gerek yok.
ÖZEL BİLGİLER
* Bir AVM’ye girdiğinizde yaşayacağınız ilk birkaç duygu; salaklaşma, depersonalizasyon ve gerçeklik duygusundaki eksilme olacaktır. Zihninizden “Oha... Ney lan burası??” sorusu geçince paniğe kapılmayın. Orası yepyeni, koskoca bir dünya :)
* Giriş yaptığınız kat ve kapıyı çok iyi belleyin. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki, AVM’lerde geçirilen sürenin yüzde 40’ı çıkış kapısını ararken harcanıyor. İçeri girer girmez etrafa bir işaret bırakabilirsiniz. Yere serdiğiniz ceketinizi ateşe vermek, otomatik kapıya kırmızı badanayla X çizmek ya da ucunu kapıya bağladığınız uzun bir çamaşır ipi tutmak gibi şeyler yapılabilir.
* AVM’lerde kat halkları bulunur. En alt katlarda genellikle otopark ve Migros müşterileri barınır. Onlar en gizli kapılardan giriş çıkış yapan gizemli insanlardır. Makyajsız, bakımsız ve casual... Hızlı hareket ederler. Orta ve ortanın altı katlarda sıkıcılar bulunur. Teknoloji mağazalarının yoğunlukta olduğu bu yerlerde, kahverenginin en kötü tonlarını (açık kaka) giymiş, saçları yandan taralı insanlar hard disk, katı meyve sıkacağı ya da elektronik tartı alır, fazla sosyalleşmeden de kaçarlar. Orta-üst katlar giyim ve kadın alanlarıdır. Ancak bu başka bir analizin konusu. En üst katlar ise her zaman halkları buluşturan yerler; yani yemek bölgeleridir (food court). Eğer buralarda 15 dakikadan daha fazla kalırsanız, dışarıya çıktığınızda insanlar kızartma yağıyla duş aldığınızı düşünebilirler. O derece kozmopolit ve iğrenç bir kokuları vardır bu yemek alanlarının.
* Bütün AVM’lerin orasında burasında terk edilmiş alışveriş arabaları göreceksiniz. Bak, orada! Burada! Öylece duruyor değil mi? Acaba kim bıraktı? Şu çapraz duruştaki gelişigüzelliğe bakın. Şöyle bir dokunsanız mı acaba? SAKIN HA! Sakince uzaklaşın oradan. Çünkü bir saattir ortada duran o arabaya dokunmaya yeltendiğiniz an, üzerinize “Hanvendi, beyvendi!!” diye bağıran bir sürü güvenlik görevlisi üşüşecektir. Bu arabalar, acemi AVM müşterilerini ayırt etmek için kullanılan yemlerdir.
* Birçok insan, ilk yürüyen merdiven deneyimini AVM’lerde yaşar. Onları siz de gördünüz. İlk basamağa adım atmadan evvel 10 dakika konsantre olan, son basamakta ise adım atamayıp takla atan o teyzeler! Onlar bizim teyzelerimiz. Yakınlardan “Uy uy uy” diye bir ses geliyorsa, bilin ki bir teyze sakatlanmak üzere. Dünya çapında her yıl 11 bin teyze, hala veya babane varis çorabı takılmasından, tansiyon düşmesinden ya da trabzana yapışmadan ötürü sakatlanıyor. İlk deneyimini yaşayan yaşlılara yardım etmek, adı konulmamış bir AVM kuralıdır.
* AVM’lerin arka sokakları vardır. Kimsenin bilmediği, kimsenin gitmediği... Bu sokaklara genellikle para çekmek için banka otomatı ararken rastlayacaksınız. Işıklardan ve şaşaadan uzak, karanlık dehlizlerden uzak durun. Oralara polis bile giremez. AVM’lerin arka sokakları yanında Harlem bile çocuk parkı gibi kalır. Hah, çocuk parkı demişken... Bir de hiç olmayacak yerlerde, tam yürüyüş yolunuzun üzerinde plastikten çocuk trenleri göreceksiniz. İçine doluşup “VEYYÖÖV” diye bağıran onlarca çocuğu gezdiren bu oyuncak trenler tehlikelidir. Belli bir ray sistemi olmadığı için makinist her an treni üzerinize kırabilir. Geçip gidene kadar dikkatlice bekleyin.
* İçerideki insan popülasyonunun yüzde 75’i, önünde dikildikleri vitrinin içine bakmamaktadır. Bu insanlar kendilerini seyrediyorlar dostum! Ahaha kendine gel ha?! Koreli ekonomistlere göre yaşanan global ekonomik krizin temel sebebi bu insanlar. Camda kendini seyredeceğine içeri girip iki çorap alsa ekonomi ne biçim akar yılan gibi.
* Son söz: AVM’lere inanmayın ama AVM’siz de kalmayın!
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|