Damlen Hirst Bedava!

Sıradan bir tükenmez kalemle delinip günün tarihi atılmış kâğıtlar, “O kadar sıkıldım ki, sıkıntımı cidden sanat olarak satmak istiyorum” yazılmış bir A4 kâğıt ve “Bu kuponla eserlerimi yüzde 100 indirimle alabilirsiniz” yazan bir kart… Ve hepsinin altında, dünyanın en pahalı çağdaş sanatçısı Damien Hirst’ün imzası. Üstelik bu eserler, 1.5 euro’luk posta ücreti karşılığında dünyanın her yerine gönderilebiliyor.
Peki, Hirst bunu neden yapıyor?
MELİDA TÜZÜNOĞLU
mtuzunoglu@doganburda.com
Damien Hirst’ün yeni projesiyle sanatseverlere büyük sürpriz yaptığını düşünüp, heyecanla konuyu araştırmaya başlıyoruz. Araştırdıkça ilginç, ironik, hatta komik eserler, teorik altyapısı etkileyici bir manifesto ve kendini ‘Slovenyalı bilinmeyen bir sanatçı’ olarak tanımlayan biriyle karşılaşıyoruz. Kafamız karışıyor ve merak etmeye başlıyoruz. Bu gerçekten Damien Hirst mü, yoksa onun sahtesi mi? Bu işler sanat mı? Ya birileri hem çağdaş sanatla, hem Damien Hirst’le, hem de bizimle alay ediyorsa?
Proje hakkında konuşmak üzere ‘Damien Hirst’e ve Londra’daki galericisine ulaştık. Londra’daki atölyesinden ses çıkmadı; ancak bu projedeki ‘Damien Hirst’ sorularımızı yanıtladı. Sanatçının kim olduğunu sorduğumuzda, “Ben, o olduğumu iddia ettiğim isimden bağımsız olarak var olan Slovenyalı bir sanatçıyım ve 1973 yılında doğdum. Kendimi ciddi bir sanat projesi olarak görüyorum ve bu işte büyük potansiyel olduğunu hissediyorum. İnsanlar gerçekten Damien Hirst olduğumu düşünüyor. İşte bu durum aslında günümüzde sanatın sadece bir markaya indirgendiğini gösteriyor. İnsanlar, eserin niteliğindense markaya inanıyor. Damien Hirst bir markadır. Sanat da bir dindir, bu yüzden ben ateistim” yanıtını verdi ve dolayısıyla, durum iyice karmaşık hale geldi. Bizle konuşan kişinin kim olduğundan asla emin olamayacağımızı anladık.
Sanatçı, herkese bir Damien Hirst’e sahip olma ve bazı şeyleri sorgulama şansı verdiğini düşünüyor. “Yaptığım iş, bir eleştiri ya da protesto değil. Ben insanlara, sanatın değerini sorgulayacakları yeni bir deneyim satıyorum. Damien Hirst imzalı bir kâğıdı, sadece o imza olduğu için alan insanlar var. Bu çok önemli bir sorun. Sanat herkese ulaşmalı, ucuz, sıradan ve sahte olmalı. Bir eserin değeri, ancak satın alındıktan sonra artmalı” diyor. Diğer yandan, sanatçı hiçbir materyal olmaksızın, ‘Hiçbir Şey’ adlı işini dört kişiye sattı. Yani, parasını verip sanatçıdan hiçbir şey almayanlar var. Bu da, bu işin, sanattan çok sosyal durum ve piyasa eleştirisi olduğunu kanıtlıyor.
Şimdiye dek 800 çalışma satan ve internet satışlarında bir euro’dan düşük değer kullanılamadığı için her satışından bir euro kazanan ‘Damien Hirst’, hâlihazırda dünyanın en çok satan sanatçılarından biri olmaya aday. Sanatçının, gerçek Hirst’ün ‘Tanrı Aşkına’ adlı elmaslar yerleştirilmiş kuru kafadan oluşan en meşhur eserine referansla ürettiği ‘Paris Aşkına’ adlı işinin bir milyon edisyonu bulunuyor. Hepsini satarsa, dünyanın en çok kazanan sanatçılarından biri olacak. “Sadece iki aydır bu projeyi yapıyorum ve her gün iş alan oldu” diyen sanatçı, böyle devam ederse tam da sorguladığı piyasanın içine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalmayacak mı? Acaba, biz de sınırlarını belirleyemediğimiz bir oyuna dönüşen bu sanat ortamında bedava Damien Hirst’e yatırım yapsak mı?
Prof. Dr. Orhan Tekelioğlu
(Sosyolog, Bahçeşehir Üniversitesi,
Gazetecilik Bölüm Başkanı)
“Kim olduğunu asla bilemeyeceğiz”
Bu işler sanat mıdır?
Sanattan çok bir parodi bu. Bu işler, en çok parodi üzerinden konuşulabilir. Bir şeyi ridikule etmek (alay etmek, hicvetmek), bir işe yaramadığını göstermek için yapılan eylemlere ‘parodi’ diyoruz. Bir insanın parodisini yaptığınız zaman, o insanı bir açıdan hegemonik olarak ters yüz etmiş oluyorsunuz. Parodi, bir açıdan sosyal ilişkileri tersine çeviren bir meydan okuma ve karşı koymadır. Damien Hirst, sanatın değerini düşürmek istiyor.
Bu işin orijinal olduğunu söyleyebilir miyiz? Benzerleri var mıdır?
Pop-art böyle bir şey aslında. Sanat objesi olamayacağını düşündüğünüz şeylerin, konserve kutularının ya da pisuarların sanat objesi olması; ya da şiirde zerzevattan bahsedilmesi gibi şeyleri gördük. Sanatçılar böyle şeyler yaparlar ve yapanların çoğu hiç de yeteneksiz değildir.
Gelecekte ne olur, çağdaş sanat içinde bir akım yaratabilir mi?
Ben inanıyorum ki, bazıları para verip bunu alıyor ve sanat eseri olduğunu düşünüyor. Kendilerince küçük bir yatırım yapıyorlar. Belki ilerde iyi bir sanatçı olacak, bilemiyoruz. Bütün sanat faaliyetleri birden fazla kişiye ihtiyaç duyuyor. Yani alıcısı oldukça değişecek bir durum var ortada. Bir yandan da, biz bu adamın kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyiz. Belki bir grup eylemi, belki anarşist bir akım.
Çağdaş sanat açısından nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
Yani, şöyle bakalım. Sanat eserleri var. Onların sanat eseri olduğuna, sanat piyasası, sanat tarihçileri, eleştirmenler, sanatçılar ve bunların tamamının oluşturduğu sosyal psikolojik cemaat karar veriyor. Bu işlerin sanat olup olmadığını tayin etmek bir konvansiyon meselesi. Sanatı sanattan ayıran sadece farktır. Ve bu adamın yaptığı da sanattır. Ama bunun önüne bir sürü tanım koyabilirsiniz: Çok insanın almadığı, ya da para etmeyen sanat gibi.
Prof. Dr. Ali Akay
(Sanat Sosyologu, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı)
“100 milyon satarsa durum ciddileşir”
Bu ÇALIŞMALAR sanat mı?
Bu çok yapılan bir şey; edebiyatta örnekleri var. ‘Mail-art’ diye bir şey vardı daha önceleri ya da On Kawara’nın yaptığı şeyler… Burada Damien Hirst olmuş olması, yani kendini dünyanın en pahalı sanatçılarından biri haline getirmesi, bu kişinin ironik bir yaklaşımı olduğunu gösteriyor.
Edebiyatın başlangıcından beri vardır bu kopyalama meselesi. Klasik edebiyatın yaptığı da budur. Büyük eserler, şaheserlerin kopyalarıyla ilerlemiştir. Bunun yüzlerce örneğini göstermek mümkün. Mesela Manet’nin meşhur ‘Kırda Öğlen Yemeği’ tablosu Raffaello’dan figürleri kopya ediyor ve olduğu gibi kopya ile alakalı.
Orijinal bir proje olduğunu söyleyebilir miyiz? BUNA BENZER ÇALIŞMALAR GÖRDÜNÜZ MÜ?
Marcel Duchamp’a yakın; fakat Duchamp’taki işlev değiştirme durumunu göremiyoruz burada. Edebiyatta otografik ve alografik durumu ile de açıklayabiliriz bunu. Otografik olan işlerde, bir son vardır ve yazarı bellidir. Alografide ise sonsuza gidecek kadar çoğaltılabilen bir kopya eğilimi vardır. Mesela Borges’in hikâyeleri böyledir; Pierre Menard’ın hikâyesi, Cervantes’in Don Kişot’unu olduğu gibi kopyalıyor ve kopyalayarak o eseri baştan yarattığını düşünüyor. Türkiye’de Serkan Özkaya buna benzer bir şey yaptı ve bir kitabı olduğu gibi elle kopyaladı. Sanatta çok yapılan bir eylem diyebiliriz buna.
Sanatçının amacı ucuz sanat yapmak. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Alıcılar çoğalırsa, ciddi bir eser fiyatı ortaya çıkacak demektir. Kâğıdı delmesi örneğin... Her biri orijinal gibi bakalım, bunlardan 100 milyon tane yaptığında, 1’er euro’dan kaç para edebileceğini tahmin edebiliriz. O bakımdan çok kişiye ulaşmakla, eserin değeri arasında çok enteresan bir denklem çıkıyor ortaya.
Bu projenin çağdaş sanatta yeri olur mu?
Mesela art-price diye uluslararası bir değer endeksi vardır. Sanatçıların değerlerini gösteren ve her sene yenilenen bir kitaptır bu. Sanatçıların işlerinin değerini gösterir. Bu sanatçının mesela, 100 milyon örnek yaptığını ve bu rakama ulaştığını düşünelim. Büyük bir rakam çıkıyor karşımıza. Bu kadar kişiye ulaşırsa ve o rakamla bu kitaba girerse, dünyanın en çok satan sanatçılarından biri olmaya başlar. O bakımdan bu işlerin ucuz olması ile sanat işlerinin arasındaki ekonomik denkleme baktığımız zaman yapmak istediğinin tam tersine bir iş yaptığını görüyoruz.
Gerçek DamIen HIrst’ün BUNLARI yanıtsız bırakması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ciddiye almaması doğal; çünkü ciddiye aldığı zaman bu ucuz sanat örnekleri 1 euro’dan çok daha fazla etmeye başlayacaktır. Bir polemik başlayacak demektir ve bir polemiğin başlaması da bu işin ciddileşmesi demektir. Damien Hirst’ün galericilerinin ve Damien Hirst’ün tek yapması gereken şey, tabii ki bu durumu ciddiye almamaktır. Tempo dergisinde bunun haber olması bile Damien Hirst tarafından bir tehdit olarak algılanabilir.
Ne zaman ciddi olarak algılanır bu proje?
Bu adam 70 yaşına geldiğinde hâlâ bunları yapıyorsa, ciddiye almak gerekir. Aynı çizginin sürdürülmesi ile sanatçının sanatçı olduğu ya da olmadığı bir kıstas olarak söylenebiliyor. “Aklıma fikir geldi, yaptım” diyen biri sanatçı değildir, isterse çok güzel bir şey yapmış olsun. Bütün hayatı boyunca yapıyorsa sanattır. On Kawara’nın yaptığı şeye başta sanat olarak bakılmıyordu; fakat bu, onun eseri olmaya başladığında ciddileşiyor.
Sürekli bir şekilde Damien Hirst kimliğinde Damien Hirst’ün yaptıklarını ti’ye alarak ve onu temellük ederek yeniden üreten üslubu sürdürecekse, durum ciddileşir. Bakar bakmaz sahte Damien Hirst olup olmadığını anlamak mümkün olmayabilir, ama önemli değil.
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|