CENNETTE OFİS VAR MIDIR?

Bazıları, patronları çağırdığında “Geliyoruuuum!” deyip kaykaylarına atlıyor. Öğle yemeklerini büyük renkli minderlerde yerken, ufukta dev bir dinozor beliriyor. Toplantılarını Eskimo evlerinde yapıyorlar. Alt kata inerken, “Merdiveni mi, kaydırağı mı kullansam?” diye kafa patlatıyorlar. Kim olduklarını merak ettiyseniz, cevabı, tasarımcı Kursty Groves ve illüstratör Will Knight veriyor. İkili, ‘I Wish I Worked There’ yani ‘Keşke Orada Çalışsaydım’ adlı kitaplarında, hayatın, gri duvarlar ve dar ofislerden ibaret olmadığını görelim diye dünyanın en güzel ofislerini bir araya getirdi.
ışıl CİNMEN
icinmen@doganburda.com
ESKİMO EVİNDE TOPLANTI
Arama motoru Google’ın Zürih Ofisi’nde yok yok. Toplantı salonları, keyifli igloo’lar (Eskimo evi) şeklinde tasarlanmış. Toplantı aralarında rahat seyahat için bisiklet veya scooter kullanılıyor. Lava ışıkları, masaj koltukları ve büyük şişme toplar… Hepsi ofis stresini azaltmak için. Çalışanlar; langırt, bilardo, voleybol, video oyunları, piyano, meditasyon, yoga ve dans salonlarında yorgunluk atıyor. Bina kafeteryalarında organik öğle ve akşam yemekleri servis ediliyor. Yorucu zamanlarda enerji gerektiğinde, çeşitli aperitifler ve içeceklerle dolu mola odaları devreye giriyor. Google, yaptığı yatırımdan memnun. Yöneticiler, “Bu ortamın herkesi işe bağladığını, verimin arttığını” söylüyor.
DUVARDA ÇİM OLUR MU?
Olur. ‘Sağlıklı içecek’ denince, Avrupa’da akla ilk gelen markalardan biri ‘Innocent Drinks’. Sağlığa verdikleri öneme uygun olarak, Londra’daki merkez ofiste, piknik masaları var ve duvarlar bile yapay çimle kaplı. Ofisteki atmosfer, hafta sonu pikniğe çıkmışsınız gibi keyifli ve samimi. Şirketin hedefi büyük, ama felsefesi basit: “Dünya çapında bir başarı elde etmek istiyorsanız, çevrelerine ilham veren ve bulundukları ortamda fark yaratan, parıltılı insanlara ihtiyacınız vardır. O insanlar da düzgün çalışma koşulları arar.” Innocent Drinks, o ortamı yaratmış. Yemyeşil şirkette kıyafet serbest; isteyen işe pijamayla gidebiliyor. Herkese doğum gününde ev yapımı pasta ikram ediliyor. Kreatif Direktör Tansy Drake, başarılarındaki sırrı anlatıyor: “İnanması belki zor, ama burada insanlar gerçekten çalışmak istiyor. Çünkü her çalışan, hak ettiği payı alıyor. İyi bir iş çıktığında, bunu yapanı ödüllendirmek bizim tarzımız ve kesinlikle işe yarıyor.”
EN BÜYÜK LEGO
Dev ‘vida’ ve ‘tüplerden’ yapılmış oturma grupları ve oyun alanlarıyla, Lego’nun Danimarka’daki merkez ofisinin lobisi, çalışma koşullarının sinyallerini daha girişte veriyor. Eğlenceli şeyler üretmek için eğlenceli bir alanda çalışmak gerek; LEGO Group’un 2007 yılında tamamlanan ofisi bunu karşılıyor. Ofis tasarlanırken, çalışanların rahatça kaynaşabilecekleri ve bilgi alışverişinde bulunabilecekleri bir ortam yaratmak hedeflenmiş. “Yaratıcı ve çok uluslu çalışma ortamı, LEGO’nun temel aldığı değerleri yansıtıyor” diyor idari başkan yardımcısı Christian Iversen. Bu farklı yaklaşım, sadece çalışma sürecini hareketlendirmekle kalmıyor, sağlıklı ve rahat bir ortam sunarak çalışanları motive ediyor ve yaratıcılığı tetikliyor.
UZAY ÜSSÜNDE GÖZLÜK ÜRETİMİ
Oakley Merkez Binası, ofisten çok uzay gemisini andırıyor. Güney Kaliforniya’daki merkezin kapısından içeri girmek cesaret istiyor. Oysa, mühim planların yapıldığı bir üs gibi görünen merkez binada, sadece gözlerinizle ilgileniliyor. Dış cephesi benzersiz. Binanın ulaşım bilgileri, gizli bir karargâhın koordinatlarından farksız; “One Icon Drive’a sap. Terk edilmiş motokros sahasını geç. Helikopter pistinden sağa dön” gibi levhalar var. Oakley, sanat ve bilimi aynı potada eriten tasarımlarıyla, yenilik peşinde koşan bir marka. Geliştirdiği optik teknolojiyle, güneş gözlükleri, numaralı lensler, deniz gözlükleri üretiyor. Oakley’in merkez binası mimari kışkırtıcılık alanında bir başyapıt.
BURADA HEP ÖĞRENCİSİNİZ
Giyim markası Urban Outfitters’ın Philadelphia’daki merkezi, özgürlükçü ve modern bir üniversite kampüsüne benziyor. Parıltılı, havadar, rengârenk, işlevsel ve üstelik güneşli! Markanın detaylar konusundaki hassasiyeti, Philadelphia’nın en büyük tersanesine yerleşen merkez binasında kendini gösteriyor. Beş tarihi yapıdan oluşan tersanedeki merkez ofisinden enerji fışkırıyor. Renkli ayrıntıları, motive edici çalışma alanı, dinlendirici tasarımı ve yüksek tavanlı mekânıyla ‘çalışıyor olma’nın olası kasvetini silip atıyor. Yani, havalı ve şık kıyafetleriyle tanınan Urban Outfitters, ofislerinde de aynı hoşluğu yakalıyor. ABD’nin en zengin 262’nci insanı olan başkan Richard Hayne felsefelerini çok güzel özetliyor: “Gençlik şelalesi! Gençleri giydireceksen, gençlerle çalışmalısın. Onları köreltmeyecek, dizginsiz bırakacaksın. Ve onlar gibi bir ortam yaratacaksın ki, içlerindekini çıkartabilsinler.”
KIRMIZI KALPLİ ROCK’N ROLL
En çok dinlenen radyo istasyonlarından Virgin’in Londra’daki merkez binasının ‘Love’ toplantı odası, marka hakkında yeterli fikir veriyor. Bina, eğlenceli bir ev gibi dekore edilmiş. Tasarımcı Precious McBane, geleneksel mimariye yaptığı modern dokunuşlarıyla kendine ‘Rock and roll’un yuvası’ diyen bir radyo istasyonuna yakışır bir ofis yaratmış. Elbette kırmızı kalpli yastıkların, rock’ın sert çocukları için biraz ‘yumuşak’ kaldığını tahmin etmek zor değil. Bu sorunu da, DJ’lerin yayın yaptığı ve grupların konuk edildiği stüdyoların tasarımıyla çözmüşler. Siyah ve gri tonların kullanıldığı stüdyoların duvarları, müziğe damgasını vuran grupların imzalı fotoğrafları ve bir müzeyi dolduracak kadar plakla kaplı.
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|