Alain de Botton


Diğer Yazıları

ÖLÜM BAŞTAN ÇIKARIR

Birini sizinle sevişmeye ikna etmek kadar muazzam olan çok az entelektüel meydan okuma vardır. Bir insanı baştan çıkarmak, ona üzerindekileri çıkarttırabilmek, umursamazlıktan tutkuya geçmesini sağlamak -kutsanmış olanlardan değilseniz- çok karmaşık bir başarıdır.

Biliyoruz ki, sadece iyi seçilmiş birkaç söz ya da hareketle, beğendiğimiz birinin dikkatini hemen çekebiliriz, ama yanlış seçilmiş sözler ve jestler onu bizden sonsuza dek uzaklaştırabilir de. Ve elbette ‘doğru’ olanın hangisi olduğu asla net değildir. İlk yemek randevusunda ne konuşmak gerektiğini bilmek isteyenlerin aradığı cevap, 17’nci yüzyılda metafizik konulu şiirler yazan İngiliz şair Andrew Marvell’ın (1621-1678) ‘Utangaç Sevgiliye’ adlı eserinde saklı.

Bu şiir, bazı eleştirmenler tarafından kadın düşmanlığıyla suçlanmasına rağmen (çünkü Marvell, uzun süreli bir ilişki arar gibi görünmüyor) mısralardan, baştan çıkarmayla ilgili bir fikir elde edebiliriz. Hatta daha da ileri giderek, insanı toplumun beklentilerinden uzaklaştırıp yalnızca isteklerini takip etmeye nasıl ikna edebileceğimizin ipuçlarını da bulabiliriz. Bazen beğendiğimiz insanı etkilemek için işi, çocukluğu ya da vizyona giren filmler hakkında konuşmak ve birinci sınıf espriler yapmak zorunda olduğumuzu düşünürüz. Halbuki Marvell, geceyi o insanla geçirmek öncelikse, özellikle ölümden bahsetmek gerektiğini söylüyor. Ne kadar kısa zamanda öleceğimizden, onun ne kadar kısa zamanda ölebileceğinden, her şeyin her an toz duman olabileceğinden bahsedebiliriz. Yemek yediğimiz restoran, bize hizmet eden garson ya da yaşadığımız şehir iyi birer örnek olabilir.

İLTİFATTAN VAZGEÇİN

Ölüm düşüncesi, kendimizi ve diğerlerini doğal olmayan koşullanmalardan kurtarmak konusunda tüm espri ya da övgülerden daha etkilidir. Marvell’in şiiri, ‘kurallar’dan fazla etkileniyor gibi görünen bir kadına hitaben yazılmış. Kadın, diğer insanların düşünceleri hakkında her zaman endişeli. Marvell, onun kaygılarını ciddiye alıyor ve İngiliz şiirinin en ünlü dizelerinde bize aktarıyor.

Olsaydı yeterince zaman ve mekânımız,

O zaman suç olmazdı nazınız

Gözlerini övmek yüzyılımı alırdı

Ve bir de tabii seyre dalacağım o alnını

Bir ses var hep duyduğum ardımda

Zaman dört nala geliyor kanatlı arabasında

Çok geçmeden eser kalmayacak güzelliğinden belli

Önümüzde uzanacak sonsuzluğun uçsuz bucaksız çölleri

Sevdiklerimize ne kadar iyi göründüklerini söylemenin, iyi bir fikir olduğunu düşünebiliriz; fakat Marvell, onların birkaç yıl içinde ne kadar çirkinleşeceklerini söylemenin daha etkili olduğu konusunda ısrarcı. Bu daha önce de yapılmış bir hamle; Shakespeare,

“Gelip kuşattığında alnını kırk yılın kışı/ Ve güzelliğinin meydanında derin siperler kazdığında” gibi mısralarla sevgilisini düşünmeye itecek birçok sone yazmıştır.

Sonuçta bu önerme, ne kadar
aldatıcı biçimde kullanılırsa kullanılsın, yine de ikna edici olacak; çünkü asla ölmeyecekmişiz gibi yaşamaya olan eğilimimizi ve en derin isteklerimizi, muhtemelen hiç görmeyeceğimiz gelecekteki bir güne ertelemeye olan merakımızı törpüleyecek. Ölüm, kendimizi ciddiye almamızı sağlar. Marvell’ın bildiği gibi o, bize istediğimiz yolda yaşamak için cesaret verir.

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul