Suzy Menkes


Diğer Yazıları

MODAYA DİJİTAL DOKUNUŞLAR

Bazıları teknoloji dehası. Bazılarındaysa teknoloji fobisi var. Ama tasarımcıların çoğu teknolojinin nimetlerinden faydalanıyor. İki tasarımcı, teknolojik rekabetin, nasıl yaratıcı dünyalarının parçası haline geldiğini anlatıyor.

Burberry’de geçirdiği dokuz yıldan sonra 38 yaşındaki Christopher Bailey, kreatif bölümünün başına geçti. Burberry İcra Kurulu Başkanı Angela Ahrendts’in teşvikiyle Bailey, teknolojiyi her şeyde kullandı. Şirket için çevreci binalar yaptırdı; tüm çalışanların masalarına birer iPod tahsis etti:

“Dijital teknoloji artık yaptığımız her şeyin temeli. Uzun süredir bilgisayarda, dijital ortamda Burberry’nin ikonik ekoseleriyle oynuyoruz. Rengi ve dokusuyla oynayarak onu geliştiriyoruz. Örneğin bu sezon, klasik ekosenin üzerine, bilgisayarda işleyip geliştirdiğimiz, çiçek ve kalp desenleri koyduk. Hâlâ gerçek insanlar için kıyafetler hazırlıyoruz ama üreticilerimizle iletişim kurmak için teknolojiye ihtiyacımız var. Ayrıca kreasyonlarımızı on-line olarak da müşterilerimize ulaştırıyoruz. Burberry’nin web sitesindeki trençkot resminin üzerine tıklayan müşteri, onu her açıdan görebiliyor.

KLASİKLE FÜTÜRİSTİN DENGESİ

2006’dan beri Gucci’nin kreatif direktörü olan 37 yaşındaki Frida Giannini’nin 2010 Gucci yaz koleksiyonu, kumaşlardaki tekno dokunuşların spor kıyafetlere kattığı orjinallikle dikkat çekiyor.

Aynı şekilde, klasik deri çantalar ve ayakkabılar da aynı dokunuşların izlerini taşıyor. Ve bu, markanın klasik mirasıyla fütürizm arasında denge yaratıyor.

Giannini, teknolojiyle kişisel ilişkisini anlatıyor:
“Bugün moda, yüksek ve geri kalmış teknolojinin denge hareketi. Bir taraftan, değişik ürünler yaratmak için her türlü teknolojik gelişmeyi kullanıyoruz, ama diğer taraftan, Gucci mirası, kalite standartları ve markanın sanatsal yönü konusunda çok dikkatliyiz. Ve bunlar da işin zahmetli, yavaş ve yüksek teknolojiden uzak kısmı. Bir tasarımcı olarak, teknolojinin günlük hayatımdaki rolü çok önemli. Gucci’nin şu an İtalya’da üç şehirde merkezi var ve odamdaki video konferans sistemi, bütün dünyayla iletişim halinde olabilmemi sağlıyor. Ama tasarıma gelince, Gucci’de, az önce bahsettiğim denge söz konusu. Gucci tasarımları, önce mutlaka elde çalışılır, sonra bilgisayara aktarılır. Ve tasarımlarımı mutlaka gerçek modellere giydiririm. Bir manken, özellikle de bilgisayardaki bir manken, insan bedeninin inceliğinin ve şehvetinin yerini tutamaz. Ama bilgisayarlar inanılmaz çeşitlilikte desen sağlıyor ve ben onlarla oynamayı seviyorum.

Şu an hâlâ aynı laboratuvarları ve tedarikçileri kullanıyoruz ama son ilkbahar-yaz kreasyonunda tedarikçilerimiz, fikirlerimizi gerçekleştirebilmek için özel uzmanlar çağırmak zorunda kaldı.

Bambu çanta serisi için neopreni (bir tür su geçirmeyen, eskimeyen kumaş) geliştirirken daha şık ve gerçek bir kumaş gibi görünmesi için sert havasını kırmamız gerekti.

Şimdi tedarikçilerimizin, bu deneyimler sayesinde piyasada büyük avantajları var. Yeni şeyleri denemekte harikalar ve sanırım onları zorlamamız yeni fikirler bulmalarına yarıyor. Son bir not: Krokodil bambu serisi, yüzeyindeki kauçuk efektiyle çok ‘high tech’ duruyor ama aslında el yapımı. Ham timsah derisi yüzey, akik taşı ile törpülendi, sonra kauçuk efektini vermek için özel bir cila sürüldü. Çok fütüristik duruyor, ama aslında naçizane el yapımı bir çanta.”

MCQUEEN’DEN KEMİK ŞOV

Fondaki duvar kâğıdı ve yer döşemesi, mankenin üstündeki takım elbisenin deseniyle bir bütünün parçası gibiydi. Sonra birdenbire, bu desen girdabının içinden sanatsal daireler çizerek, sırıtan kafatasları yükseldi.

Dehşetin ustası Alexander McQueen’in 2010 ilkbahar-yaz erkek koleksiyonunu tanıttığı Milano Moda Haftası’ndaki şovu gerilimliydi. Şov, desenli takım elbisesi ve kravatıyla Viktoryen dönemi profesörlerini hatırlatan Sting’in fotoğrafıyla açıldı. Fotoğraftaki sakallı Sting’e McQueen’in taktığı isim hayli ilginç: Kemik Toplayıcı.

İngiliz modacının koleksiyonunda en çok iskelet kalıntıları dikkat çekiyordu. Takım elbiselerdeki hipnotize edici desenler, göz yanılsamasına neden oluyor, giysilerin tamamlayıcısı başlıklar da korkutucu bir etki yaratıyordu.

Her parça kusursuzdu. Kürk detaylar, kaygan kumaştan yapılmış takım elbiselerle kar maskelerine hareket katmıştı. Süveterler, McQueen’in en sevdiği zaman diliminin Orta Çağ olduğunu fısıldarken, modacının benekli kumaşlara olan ilgisini de gözler önüne seriyordu. Sanatsal hayal gücünün sergilenişindeki ustalık hayret vericiydi. Ancak, bu biraz ihtişamlı, biraz da ürkütücü havanın mimarı, kıyafetlerden ziyade konseptti. McQueen defilesi, modanın, ekranla sınırlı kaldığı dijital projeksiyondan dahi fevkalade görünüyordu.

MONCLER’İN DAĞ TUTKUSU

Moncler’in defilesinin açılışında, battaniyenin altında sessizce bekleyen askerleri andıran mankenler, izleyicilerde farklı duygular uyandırdı. Askerler morgda mıydı yoksa? Ya da koğuşlarında derin bir uykuya mı dalmışlardı? Sonra bir alarm çaldı ve mankenlerden biri, birden ayağa fırlayarak çantaları, artık Moncler’in imzası olan kırmızı mavi beyaz çizgili süveterleri, gömlekleri, atletleri, ceketleri ve Milanoluların çok sevdiği anorakları didik didik aramaya başladı. Thom Browne, Moncler için hazırladığı ‘Gamme Bleu’ koleksiyonunda, hayal gücünü ve yeteneğini başarıyla buluşturmuştu. Browne, şehir merkezinde de, karlı dağ tepelerinde de rahatça giyilebilecek bir kış gardırobu hazırlamıştı. Batı’da hüküm süren dondurucu havayı da hesaba katarsak, su geçirmeyen parlak kumaşlardan hazırlanan pantolonların sadece kayak yaparken değil, günlük hayatta da giyilebileceğini söylemek yanlış olmaz. Dağ tutkusu, Moncler’in yeni tasarımcılara bıraktığı miras. Browne, bu mirası layıkıyla devam ettiriyor.

Brioni koleksiyonunda ise her parça okşanmak için yalvarıyordu adeta: Çıkarılabilir yün yakalı kabanlar, kaşmir takım elbiseler, deri-yün karışımı, örgü desen yumuşak süveterler ve yakaları grogren bezeli kadife ceketler. Hepsi zarafetin tatlı bir dokunuşu gibi.

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  ÖZEL


KORKUSUZ KADININ HİKÂYESİ
Üzerinde, siyah kısa kollu tişört, siyah pantolon, siyah botlar vardı. Yüzü deforme olmuştu. Kaza geçirdiğini düşündüm.
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul