Umberto Eco


Diğer Yazıları

Kimdir bu üç kâhin?

Kana’daki düğüne katılanlar hangi mucizeye tanık olmuştur? Elinde tuttuğu tabakta bir çift göz olan kız kimdir? Üç kâhin neden İsa bebeğe hediyeler getirmiştir? Eski ve Yeni Ahit olaylarını ve azizlerin öykülerini bilmiyorsanız, Batı sanatının dörtte üçünü anlamanız mümkün değildir.

Son günlerde tesadüfen iki olaya şahit oldum. İlkinde, 15 yaşında bir kız, sanat röprodüksiyonlarının bulunduğu kitabının sayfalarını ilgiyle karıştırıyordu. Diğerinde ise, yine 15 yaşında iki genç hayranlıkla Louvre’u geziyordu. Üçü de laik ülkelerde doğmuş ve büyümüş çocuklardı. Aileleri de ‘inananlar’ sınıfına dâhil değildi. Bu nedenle ‘Medusa’nın Salı’nı(1) gördüklerinde, birkaç talihsizin batan bir gemiden kurtulduklarını; ya da Hayez’in(2) Brera’da (Milano) sergilenen ‘İl Bacio’ (Öpücük) tablosundaki figürlerin iki sevgili olduğunu anlayabiliyorlardı. Ancak Fra Angelico’nun(3), neden kanatlı eşcinselle konuşan kızı resmettiğini, ya da neden hırpani kılıklı bir adamın, elinde iki ağır taş tablet, alnından ışık saçarak bir dağdan indiğini kavrayamıyorlardı.

Kuşkusuz bu gençler, Hz. İsa’nın doğum ya da çarmıha geriliş sahnelerine aşinadır; çünkü benzer şeyleri daha önce görmüşlerdir. Ancak doğum anını resmeden tabloya pelerinli ve taçlı üç adam dâhil olduğunda, bunların kim olduğunu ve nereden geldiklerini bilemezler. Hz. İsa’nın havarilerinden Matta da bilmiyordu belki, ama konumuz o değil.

Eski ve Yeni Ahid olaylarını ve azizlerin öykülerini bilmiyorsanız eğer, Batı sanatının dörtte üçünü anlamanız mümkün değildir. Elinde tuttuğu tabakta bir çift göz olan o kız kimdir(4)? Yaşayan ölüler gecesinden mi gelmektedir? Ve bir giysiyi kesen şövalye, Armani karşıtı bir kampanya mı yürütmektedir yoksa?
Gençler okulda Hektor’un ölümü ile ilgili her şeyi öğreniyor belki, ama Aziz Sebastian’ın(5) ölümü konusunda bilgisizler; Kadmos ve Harmonia’nın(6) düğününü duymuşlar ama Kana’daki düğünden(7) bihaberler. Bazı ülkelerde İncil’in okunması konusunda katı bir gelenek var. Bu nedenle çocuklar altın buzağıyı(8) bilirler ama Aziz Francesco’nun(9) kurdundan habersizdirler. Bazı yörelerde çocuklar Haç Yolu konusunda bilgi bombardımanına tutulurlar, ama Vahiy Kitabı’ndaki ‘güneşle giydirilmiş kadın’ konusunda aydınlatılmazlar.

SELÜLİTLİ BUDA’LAR

Daha da kötüsü, bir Batılı (sadece 15’likler değil) diğer kültürlerin dini ikonları ile karşılaştığında vuku bulur (egzotik ülkelere seyahatlerin arttığı günümüzde bu sık sık oluyor). Bir Batılının, Afrika maskesi karşısındaki şaşkınlığından ya da selülitli Buda’ları gördüğünde attığı kahkahalardan söz etmiyorum; olay şu ki, çoğu komşumuz Hintlilerin yere çömelmiş fil başlı bir adamı ciddiye aldıklarını duyunca yüzlerini buruşturur, ancak Hıristiyanlığın, güvercin gibi temsil edilen dini figürü konusunda tek laf etmez.

Bu nedenle, her türlü dini öğreti bir yana, ve dünyanın en laik bakış açısına göre, günümüz gençleri okulda değişik dinlerin gelenekleriyle ilgili temel eğitim almalılar. Bunun gerekli olmadığını düşünmek onlara, “Belki de sadece Pireli yaşlı kadınların uydurmasıydı” düşüncesiyle Zeus ya da Minerva’nın kim olduklarını öğretmemekle eş değerdedir.

Dinler eğitimini tek din eğitimiyle çözümleme isteği -İtalya’da olduğu gibi- kültürel açıdan tehlikelidir. İnanmayan çocukların ya da inanmayan ailelerin çocuklarının din dersine girmemesini engelleyemeyeceğiniz gibi, çocukların okulda diğer dinler konusunda bilgi sahibi olmalarını da önlemiş olursunuz.

Kaldı ki, Katolik din dersi de, Raffaello’nun ‘Fırıncı Kadını’nı nedim olmuş Magdalalı Meryem’den ayırt etmeyi sağlayan bilgiler es geçilerek, inancın ne ya da diğer insanlara karşı görevlerimizin ne olduğu konusunda, saygıdeğer bir etik tartışma platformuna dönüşebilir.
Bizim kuşağın Homeros hakkında her şeyi öğrendiği, Pentateuch’u (Eski Ahid’in ilk beş kitabı) hiç okumadığı, lisedeki sanat tarihi derslerimiz çok kötü geçtiği, eğitmenlerimizin Floransalı şair Burchiello’yu okutup Shakespeare hakkında bir şey öğretmedikleri doğru. Ama biz yine de işin üstesinden geldik; çünkü çevremizde, bize bilgi ve dürtü ileten bir şeyler vardı. Ama sözünü ettiğim, üç müneccimi tanımayan o üç 15’lik, yararlı bilgi ortamının da giderek, daha az yararlı ve daha çok yararsız bilgi aşıladığını gösteriyor.

1 Medusa’nın Salı: Fransız Théodore Géricault’nun yağlı boya tablosu. 1818-1819 yıllarında çizilen tablo, Moritanya açıklarındaki Arguin Kayalıkları’na çarpan Fransız fırkateyni Méduse’ün çaresiz yolcularını, bir salın üzerinde betimliyor.

2 Francesco Hayez (1791-1882) 19’uncu yüzyıldaki romantizm döneminin en önemli sanatçılarından. Detaylı ve düzgün portreleriyle bilinir.

3 Asıl adı Guido Di Pietro olan İtalyan ressam (1400-1455)

4 Aziz Lucia. Gözlerin koruyucusu

5 Hıristiyan olduğu için, İmparator Diocletian’ın emriyle öldürülen Romalı asker.

6 Yunan mitolojisinde Kadmos, Thebai kentinin kurucusu; karısı Harmonia da Afrodit ve Hermes’in kızıdır. Tahtta kaldıkları süre içinde çeşitli felaketler yaşayan çift sonunda yılan olurlar. Roberto Calasso ‘Kadmos ile Harmonia’nın Düğünü’ adlı kitabında Olimpos hikâyelerini anlatır.

7 Hz. İsa ilk mucizesini, Celile bölgesinde bulunan Kana kasabasında bir düğünde gerçekleştirdi. Düğün sahibinin misafirler için hazırladığı şarap bitince Hz. Meryem, Hz. İsa’nın yanına gelerek, ‘Şarapları bitti’ dedi. Bunun üzerine Hz. İsa hizmetçilere küpleri suyla doldurmalarını söyledi. Hizmetçiler küpleri suyla doldurdular ve su, birden şaraba dönüşüverdi.

8 Tevrat’a göre Hz. Musa, Yahudileri Mısır’dan çıkardıktan sonra Tanrı’yla konuşmak için Sina Dağı’na çıkar. Gecikince de halk, altından bir buzağı yapıp ona tapınmaya başlar.

9 Hayvanların koruyucu azizi.

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul